31 Mart 2013 Pazar

Markus Zusak - HİÇ


İşte size yeni tanıtacağım kitap 'HİÇ'  , kitap kapağındaki hiç yazısı üzerindeki tasarım fena değil ama kapağın geri kalan kısmının tasarımı, bana Adam Fawer'ın 'Olasılıksız' romanının kapağını hatırlattı. Olasılıksız'ın tanıtımı için Tık Tık , gördüğünüz gibi fazlaca esinlenilmiş:) her ikisinin kahramanının da iskambil kağıtlarıyla olan ilişkisi ise ayrı bir konu ama neyse ki konuları farklı.
Şöyle ki 'Hiç' asla bir 'Olasılıksız' olamaz. Çünkü Hiç bir hiç ve Olasılıksız olması da olasılıksız. Tam da duygularımı özetleyen bu cümleyi nasılda kurdum bilemiyorum ama güzel oldu. Aslında Hiç'i blogda tanıttığım Adam Fawer kitaplarından da önce okumuştum. Merak uyandırıyor mu? Eveeeeet. Konusu güzel mi? Evet. Akıcı mı? Evet. Kişisel gelişim açısından faydalı mı? Evet. Peki ama kötü olan yanı ne? dediğinizi duyar gibiyim.
Şöyle açıklayayım. Benim gibi derinliği olan kitapları okumayı seviyorsanız, sizi kesmeyebilir. Çevirisini de çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim, dili zayıf. Ya çeviriden ya da orijinalinden kaynaklanan bazı anlatım bozuklukları var. Dizgide de yer yer hatalar var. Ama bütün bunları gözardı edebilirdim lakin roman anlamlı bir sonuca ulaşmış olsaydı. Kitap bittiğinde maalesef mutlu etmedi beni. Bir şeyler havada kaldı sanki. Anlamlandıramadım. Heyecanlandırdı, sürükledi, bütün olumsuz yönlerine rağmen konu güzeldi ve içine çekti. Ama sonra sanki yazar da ne yapacağını bilemedi:) konuyu anlamlı bir noktada toparlayamadı. Hani 'Lost' dizisini seyredenler bilir. Sezon sezon güzel güzel, hep bir heyecan, hep bir  merak, sonra ne oldu. Ben hala " ne oldu " anlayamadım. Hadi diziyi anlıyorum. Çünkü izlenme oranı çok yükseklere çıkınca, diziyi bitirmek istemiyorlar. Bir taraftan yazıp bir taraftan çekiyorlar. Orantısız bir şekilde ilerleyen dizilerde kontrol de devre dışı kalıyor. Oysa romanın çatısı, iskeleti belli, daha sağlam ilerlemesi gerektiğine inanıyorum. Hikayedeki boşluklar beni ya da benim gibi okuyucuları rahatsız edebiliyor. Bu da o romandan alacağımız keyfi azaltıyor. Hiç, fena bir roman değil. Sıkıcı değil kesinlikle, gündelik, kafa dağıtmak için okunabilir kitaplardan. Ben çok beğenmesem de beğenen arkadaşlarım da vardır mutlaka. Ben naçizane fikirlerimi paylaştım. Umarım bu fikirler roman okuru arkadaşlarıma ışık tutar. Sevgilerimle...

Antony and the Johnsons - Soft Black Stars

Yine muhteşem bir parça seçtim sizlere, hem romantik, hem huzurlu. Bazen beni geçmişe sürükleyen, duygusal olduğum anların müzik parçalarından biri. Romantik akşamlarınıza ya da yalnızlığınıza eşlik edebilir cinsten. Antony and the Johnsons Grubun şu ana kadar bildiğim kadarıyla 4 albümü çıktı. Çok sayıda güzel parçaları olduğunu düşünüyorum ama benim en çok sevdiğim parçalarından birisi bu. Umarım siz de beğenirsiniz. Sevgilerimle...

30 Mart 2013 Cumartesi

Pastel 55 Numaralı Oje





Herkese Merhaba, şimdi size bahara yakışır, kıpır kıpır, güzel mi güzel, tatlı bir pembesi olan, çok severek kullandığım 55 numaralı pastel marka ojemi tanıtıyorum. Kendisi tam bir yaz ojesi, beyazlara, kremlere, mavilere, açık renk bütün giysilere uyum sağlayabiliyor. Fotoğraflarda da gördüğünüz üzere ne çok açık ne de çok koyu bir pembe tonu. Ara bir ton ve ciyak ciyak bağırmıyor. Yumuşak, mat bir renk. Ben bütün ojelerimin üzerine ya parlatıcı ya da oje koruyucu bir kat geçiyorum bu sayede daha canlı ve uzun süre kalıcı olmasını sağlıyorum. Bu uygulamada da yine tek kat parlatıcı var. Önümüz yaz mevsimi ve baharda da açık pembe tonlarındaki bir ruj ve allıkla, hafif bir göz makyajı, doğal bir görüntü sağlayacak olan bir rimelle makyajınızı tamamlayıp bu ojeyi de kullanarak bebeksi hoş bir görüntüye ulaşabilirsiniz. Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum...

27 Mart 2013 Çarşamba

İNNOVA - Fondöten Fırçası




İnnova markasının cilt bakım ve makyaj ürünlerini severek kullanan biriyim. Fondöten fırçası bakarken tesadüfen keşfettim bu markanın makyaj fırçalarını. Samur firça, asla kopma yapmıyor. Rahat temizleniyor. yumuşacık, fondöteni çok güzel dağıtıyor. Fırçanın tutuşu rahat, görünüşü de fotoğraflarda gördüğünüz gibi, profesyonel, güzel, kullanışlı fondöten fırçası arayan arkadaşlarıma tavsiye ederim.

26 Mart 2013 Salı

Pierre F - Estheticians Formula

Şimdi sizlere Gratislere gelen yeni bir cilt bakım ürününün tanıtımını yapacağım Pierre F markasını en son Gratis alışverişim sırasında farkettim ve denemek istedim. Nesi ver nesi yoksa aldım , zaten sadece cilt temizleme grubu olan bu markanın, temizleyici, peeling ve maske çeşitleri vardı. Benim aldıklarım ise kendilerini şöyle tanıtmışlar:

Pierre F - Nazik Soyucu Temizleyici : Cilde sağlıklı bir görünüm kazandıran A Vitamini ile cildin yenilenmesine yardımcı olan antioksidan yabani iğde içerir. Cildi derinlemesine temizler ve cilde zindelik verir.
Kullanımı :  Dairesel hareketlerle tüm cilde nazikçe masaj yaparak uygulayın. Ilık su ile tamamen durulayın ve nazikçe kurulayın. Haftada bir veye iki kez veye ihtiyaç duyulan sıklıkla tekrarlayın. Paraben , ftalat, sülfat ve PEG'ler içermez. Hayvanlar üzerinde test edilmemiştir. 

Pierre F - Enerji Veren Yüz Scrub'ı : Mikro dolaşımı sağlayan B Vitamini ile enerji veren antioksidan Acai Berry içerir. Ciltte zatelenmiş bir görüntü hissi bırakır.
Kullanımı :  Dairesel hareketlerle tüm cilde nazikçe masaj yaparak uygulayın. Ilık su ile tamamen durulayın ve nazikçe kurulayın. Haftada bir veye iki kez veye ihtiyaç duyulan sıklıkla tekrarlayın. Paraben , ftalat, sülfat ve PEG'ler içermez. Hayvanlar üzerinde test edilmemiştir.
Pierre F - Nazik Soyulabilen Maske :  Zararlı serbest radikalleri önlemeye yardımcı olan CVitamini ile toksinleri azaltmaya yardımcı antioksidan nar içerir. Cilde esneklik ve yeniden canlanmış hissi verir.
Kullanımı : Gözlere temas etmeyecek şekilde cilde uygulayın, 5-10 dakika bekletin ve nazikçe soyun. Ilık su ile tamamen durulayın ve nazikçe kurulayın. Haftada bir veye iki kez veye ihtiyaç duyulan sıklıkla tekrarlayın. Paraben , ftalat, sülfat ve PEG'ler içermez. Hayvanlar üzerinde test edilmemiştir.
Hakkında hiç bir şey bilmeyerek tamamen sezgilerime güvenerek aldığım bu ürünler beni çok memnun etti. Özellikle günlük kullandığım temizleyici jelinin kokusu çok güzel, içeriğindeki tanecikler cilde peeling etkisi yapıyor ve güne tazelenmiş bir ciltle başlamanıza yardımcı oluyor. Temizleme özelliği güzel. Peelingi şimdiye dek kullandığım ve memnun kaldığım nadir peelinglerden oldu. Maskesinin, soyulan bir maske oluşu, cilde tutunuşu çok başarılı, cilt kuruyken uygulamanızı öneriyorum. Aksi halde cilde yapışıp kalıyor ve soyulamıyor. Cildin yenilenmesine kesinlikle çok yardımcı oluyor. Her birinin fiyatı 14-15 TL arasında, fiyatına göre performansının çok iyi bir ürün olduğunu söyleyebilirim. Görünüşleri fotoğraflardaki gibi, uzun yassı yeşil tüplerde sunuluyor. Ayrıca her biri 175 ml uzun süre kullanılabilir, bereketli ürünler. Bu ürünlerin hepsini ben çok severek kullanıyorum. Sizlere de tavsiye ederim.

25 Mart 2013 Pazartesi

Nine West - Makyaj Çantası





Bugün size geçen hafta Nine West indiriminden aldığım fotoğraflarda gördüğünüz bu şirin makyaj çantasını tanıtacağım. Gerçi makyaj çantası ne kadar tanıtılabilir bilemiyorum. Epeydir elimdeki makyaj çantasından sıkılmıştım ve değiştirmeyi istiyordum. Aklımdan geçen siyah, deri, çok küçük olmayan ama büyük de olmayan, işlevsel gözleri olan şık bir çantaydı. Ama istediğim gibi bir şey bulamadım. Bu böyle devam ederken ben tabi yine gittiğim mağazalarda makyaj çantalarına şöyle bir göz gezdirmeye devam ederken, bu şık, renkli çantaya rastladım. Yanar döner mor, sarı, mavi, yeşil tonlardaki bu çantanın içi de pembe, bezden yapılmış, pembesi dışındaki renklere çok yakışmış . Fermuarında, şu anahtarlık ve takılarında da olan üzerinde nine west yazılı metal kalp figürü var. Ben anahtarlığını da kullanıyorum, o da çok şık bir şey, aklıma gelmişken onu da başka bir yazımda tanıtayım sizlere. Çantaya dönelim, içinde hiç bölmesi yok aslında en azından bir bölme veya fermuarlı bir göz olsa iyi olurmuş ama bu şekilde de gayet kullanışlı. Çünkü geniş. Benim kullandığım her şey bu küçük çantaya sığıyor. El çantasında da kaba durmuyor. Çantayı çok sevdim ve kararsız bir insan olmama rağmen hemen almaya karar verdim. Renkleri, tipi, farlı oluşu benim çok hoşuma gitti. Bu çantanın bir de parlak gümüş grisi (lame) olanı vardı. Etiketinde cüzdan diye yazıyordu ve cüzdanların olduğu kısımda bulunuyordu ama bence kesinlikle cüzdan değil. Uğraşsanız cüzdan olarak kullanamazsınız. Bayaa bildiğiniz makyaj çantası. Fiyat yazan etiketi kopmuştu. İndirimde olduğu için orijinal fiyatını bilemiyorum ama diğer etiketin üzerine el yazısıyla 19 TL yazmışlar. Ben de o fiyattan aldım. Sizin de zevkli, değişik, içi geniş bir makyaj çantasına ihtiyacınız varsa, şu indirim günlerinde herhangi bir mağazasında ya da Park Bravo mağazalarının içinde de bulunuyor, kendisine rastlarsanız kaçırmayın derim. Sevgilerle...

24 Mart 2013 Pazar

Adam Fawer "Empati" çok çok nefis!

Ne güzel bir hafta sonu değil mi? Benim için öyle, müzik listelerimdeki harika parçaları dinlerken, galata model tombiş çay bardağıma doldurduğum limonlu çayımı içiyorum. hava mis gibi kokuyor bugün. Mavi berjer koltuğuma gömülüp penceremden dışarıya bakarak güzel şeyler hayal etmenin tam sırası. Bu arada yeni biten kitaplarımdan birini sizlere tanıtmak için sabırsızlanıyorum. Adam Fawer 'in 'Olasılıksız' dan sonra yazdığı bu muhteşem kitabın adı 'Empati' . Aslında bu isimler bu kitapların hak ettiği ihtişama sahip değiller. Bu isimler, çok düz ve niteliksiz kalıyor kitapların yanında. Çünkü kitaplar çok dolu, derin, güzel kurgulanmışlar. Empati, 639 sayfalı oldukça kalın bir roman ama insanı hiç sıkmıyor. Okumaya ilk başladığınızda, roman sık sık flashback verdiği için konuyu anlamak zorlaşıyor. Bu da nerden çıktı şimdi ne ilgisi var diyebilirsiniz ama hiç merak etmeyin her şey birbiriyle gayet ilgili. Hatta bittiğinde bazı yerlere tekrar dönüp daha dikkatle okuma isteğim oldu. Bu şekilde hemencecik 2. baskıyı da yapmış oldum. Çok etkileyici bir roman olduğunu söylemeye gerek yok. Adeta büyülendim. Belki de benzerleri arasında okuduğum en etkileyici en severek okuduğum romandı. Çok sürükleyici, okuyucuyu içine çekiveren, yer yer bilim ve felsefeye dokunan ama boğmayan ve kolay kolay kopamayacağınız bir kitap olacak. Kitabımızın konusu, küçük yaşta ki sinestezi yeteneğine sahip empat öğrencilerin Amerika da, bir çeşit eğitime tabi tutulduğu bir kuruluş, buranın işleyişi ve yolu bu eğitimden geçmiş olan 4 çocuk ve onların tıpkı kendileri gibi yeteneklere sahip olan öğretmenlerinin başlarından geçen olaylar, bu olayların sonuçları, kendi yaşamları ve toplum üzerindeki etkileri çok nefis bir kurgu üzerinden işlenmiş. Bu anlatım elbette ki bu nefis kitabın konusunu özetlemeye yetmez ama iş görebilir. Kitabın arkasında bulunan tanıtım yazısı ise şu şekilde;


Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o
kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.

Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.

EDEBİYAT, BİLİM VE FELSEFE RUHUNUZA AKACAK, OKUDUKÇA BAĞLANACAK, BAĞLANDIKÇA OKUYACAKSINIZ...

Siz de benim gibi bir kitapseverseniz, bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum ve hepinize iyi pazarlar diliyorum.

23 Mart 2013 Cumartesi

Tanita Tikaram - Twist in my Sobriety

Yine müthiş güzel bir ses ve yorum. Tanita Tikaram 'ı zaten bir çok kişi tanıyor, biliyor ve severek dinliyordur. Ama ben yine de blogda bu şarkıya da yer vermeyi istedim. Tanita Tikaram, ilk dinlediğimde kadın mı erkek mi anlayamadığım bir sesti. Hala öyle, cinsiyetsiz bir ses. Belki bu yüzden alabildiğine özgür, sizi kendisiyle değil hayallerinizle meşgul etmeyi başarabiliyor. Şarkının klibi siyah beyaz ödüllü bir klip, yani o da ayrı güzel. Tanita Tikaram 1969 Almanya doğumlu, Hindistan-Fiji ve Malezya kökenli bir aileden geliyor ve unutmadan yazayım cinsiyeti kadın. 80' lerde bu şarkısıyla Twist in my Sobriety büyük başarı elde etmiş, daha sonrasında da çeşitli albümler hazırlamıştır. En sonuncusu ise 2005'de dinleyiciyle buluşmuştur. Kendisinin çok severek dinlediğim diğer parçalarından bazılarını da yeri geldikçe tanıtacağım. Yeni yazılarda buluşmak üzere sevgiyle kalın.

22 Mart 2013 Cuma

MAYBELLINE Ruj 445 Mango Diamonds & Water Shine Gloss 420 Apricot Freeze




Herkese Merhabalar! 



Bugün sizlere en severek kullandığım rujumu tanıtmak istiyorum. Maybelline Mango Diamonds ilk kez bıkmadan severek kullandığım ve bitirip yenisini aldığım rujum oldu. Fotoğrafta gördüğünüz rujların ikisi de aynı renkte, sadece biri fırçayla dibine kadar kullanılmış, diğeri ise yeni alınmış tek farkları bu. Bu ruju neden mi bu kadar çok seviyorum. Çünkü yumuşacık bir yapısı var ve dudağa çok güzel bakım yapıyor, asla yağlı değil, rahatsız etmeyen bir parlaklıkta minicik simleri var, dağılmıyor, yapış yapış olmuyor, kokmuyor. Uzun süre kalıcılığı var. Bir şeyler yiyene kadar işi götürüyor. Kalıcı ruj olmadığı için yemekten sonra tazelemek gerekiyor elbette. 




Rengine gelecek olursak,
en güzel tarafı da o sanırım. Çünkü kırmızı ve pembe sevmeyenler için bulunmaz bir tonu var. Turuncu da değil. mercan renginin daha açık, daha yumuşak bir tonu denebilir. Ama nude da değil,
daha renkli daha canlı. Cildi soluk göstermeyen, doğal geçişli bir renk tonuna sahip bu ruj sizin de en sevdiğiniz ruj olabilir. Daha önce dikkatinizi çekmemişse, ya da bu tür renkleri kullanmamışsanız tavsiye ediyorum. Bu ruja mutlaka bir şans verin. 


Diğerine ise aynı rengin glossu  denebilir. Birebir olmasa da ikisi çok yakın renkteler. Ruj değilde gloss kullanmak istediğimde de yine bu tonu tercih ediyorum. İsmi apricot freeze, yine bunda da rahatsız etmeyecek küçüklükte simler var. Hafif ama renkli bir görünüm isteyenler için uygun olacağını düşünüyorum. Maybelline rujların fiyatları makul olmakla birlikte özel günlerde de sık sık indirime giriyor. Günlük makyajınızla rahatlıkla kullanabileceğiniz bu tonlarda rujlardan en azından bir tane edinmekte fayda var. Sevgilerimle...








21 Mart 2013 Perşembe

LUSH Tea Tree Water & Lemony Flutter

Lush doğal içerikli, el yapımı ürünleriyle tanınan, hayvanlar üzerinde test yapmayan ve 2007 den beri ülkemizde satışı olan, keyifle alışveriş yaptığım bir kozmetik ürün mağazasıdır. Çok şirin bir görünüme sahip olan bu mağaza insanı hemen kendine çekiyor. Harika sabunları, parfümleri, banyo bombaları var, her şey şeker gibi neşeli ve mis kokulu. Özellikle almak istediğim katı masaj yağları da var ki kokusu müthiş güzel. Ben ambalajlarını da çok beğeniyorum. Çünkü onlar da doğaya zararlı olmayan maddelerden üretiliyor ve tasarımları da hoşuma gidiyor. Ankara da başka yerde var mı bilemiyorum ama varsa da zannedersem sınırlı sayıdadır zira ben henüz 365 AVM dışında bir yerde rastlamadım mağazalarına. Gelelim benim kullandığım ürünlerine. Daha önce kullandığım şampuan ve saç kremine  bayılmıştım. Kokuları çok güzeldi, temizlemesi, yumuşaklığı beni kendilerine hayran bıraktı. Daha sonra diğer ürünlerden de denemek istedim ve aslında tırnak dipleri için önerilen, vücudun kurumuş, sertleşmiş bölgelerine de uygulanabilen bu limonlu kremi aldım. Lemony Flutter ın , Limonlu oluşu, rengi ve kokusu önce hoşuma gitse de kullandıkça limondan soğudum. Çünkü fresh bir limon kokusu yok, çok yoğun ve ağır bir kokuya sahip, tırnak diplerine ve ellerimize uygulamak içinse çok yağlı. Çünkü bu kremi elime sürdükten sonra hiç bir şeye dokunamıyorum. Vıcık vıcık oluyor tıpkı vazelinlemiş gibi. O yüzden ara sıra daha çok yatmadan önce az miktarda alıp ellerime masaj yaparak uyuyorum. Onun dışında da dirseklerime, diz kapaklarıma ve topuklarıma banyodan sonra uyguluyorum fakat kokusu ve çok yağlı bir his bırakıyor oluşu beni çok rahatsız ediyor.  Bu nedenle severek kullandığımı söyleyemeyeceğim. Ama aldığım ürünü mutlaka bitirene kadar kullanmak gibi bir alışkanlığım olduğu için kullanmaya devam ediyorum


Diğer ürün ise tea tree water, çay ağacı suyu anlamına gelen bu ürün, tonik olarak kullanılmak üzere üretilmiş. Ama ben tonik olarak bir faydasını göremedim. Daha çok yüzümü yıkadıktan sonra spreyli şişesiyle direk yüzüme uyguluyorum. Güzel bir ferahlık veriyor. Nemli haldeki yüzüm kuruyana kadar silmiyorum. Kendi kendine kurumasını bekliyorum. Bu şekilde nemi yüze hapsettiğini hissediyorum. Sonra da nemlendiricimi uyguluyorum. Temizleme özelliği olmadığı için, gün sonundan ziyade sabahları uygulamayı tercih ediyorum. Çok gerekli mi? bence değil, bir daha alacağımı sanmıyorum. Kuru ciltler için daha kullanışlı olacağını düşünüyorum.  Kullanımı zevkli, görüntüsü ve en önemlisi içeriği güzel bir ürün. Umarım bu ürünlerle ilgili verdiğim bilgiler işe yarar ve yeterli olmuştur. Hepinize sevgiler.


19 Mart 2013 Salı

Nouvelle Vague - In A Manner Of Speaking





İşte yine çok güzel bir şarkı tanıtımıyla karşınızdayım. Bu şarkıyı ilk dinlediğimde çok keyif aldım. Dinlendiren, huzur veren yumuşaklıkta bir ses ve yorum. Aslında bu gruba ait olan bu parçanın seslendireni kimdir tam olarak bilemesem de grubun fransız müzisyenler Marc CollinOlivier Libaux gibi faklı bir kaç solistden oluştuğunu biliyorum. Nouvelle Vague, 80’lerin ünlü new wave ve punk parçalarına yaptıkları coverlardan oluşan ve grupla aynı adı taşıyan ilk albümüyle dünya çapında tanınmıştır. Buna benzer diğer parçalarıda güzel ama ben en çok bu In A Manner Of Speaking şarkısını seviyorum ve müzik listelerimden eksik etmiyorum. Çünkü müzik, yorum ve ses beni alıp başka yerlere götürmeye yetiyor. Umarım siz de benim gibi bu parçayı çok seveceksiniz. Yeni yazılarda buluşmak üzere.


Sevgiyle kalın.


18 Mart 2013 Pazartesi

Adam Fawer "Olasılıksız" Wauwww!




Şimdi size daha önce bahsetmiş olduğum bir Adam Fawer romanı olan Olasılıksız. Bu kitap gerçekçi bir bilim kurgu romanı. İçinde matematik, fizik, kimya bilimleriyle ilişkili anlatıma da yer verildiğinden , sayısal yönü kuvvetli arkadaşların daha çok anlayarak okuyacakları için onların daha çok keyif alacaklarını düşünüyorum. Ama bu anlaşılamayacak kadar ağır bir kitap olduğu anlamına gelmiyor. Evet beyin olarak biraz yoruyor ama kesinlikle buna değiyor. Dinlencelik, eğlencelik kitaplardan değil. Karakterli, zor, içine çeken, keyifli bir roman. Kurgu çok güzel. Zaten bu kitabı okuyup da bitiren bir insan, hemen diğer Adam Fawer kitabını araştırmaya başlayacaktır. Bende durum aynen bu şekilde geliştiŞimdi konusundan bahsedecek olursak, epilepsi nöbeti geçiren kahramanımızın kumar masasındaki içler acısı vaziyetiyle başlıyor romanımız. Aslında olasılık üzerine doktora yapan bu genç adamın zehir gibi çalışan bir beyni var. Ama epilepsi nöbetleri onun hayatını kötü yönde etkilemeye devam ediyor. Bu nedenle de tedaviye başlıyor... Yani şu an anlıyorum ki anlatılmaz okunur bir şeymiş tanıtmakta olduğum roman :) Çünkü bu başlangıç, kitabın gittiği yerden bir hayli uzakta kaldı. Diyorum ya kurgu muhteşem.
 Alın - okuyun - sevin.

Kitabın arka kapağındaysa şöyle bir tanıtım yazısı var.

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi?
Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘Olasılıksız’ tam size göre bir roman…


16 Mart 2013 Cumartesi

Max Factor - 237 Naturelle & The Balm- Hot Mama & Deborah - 46 Rosa Pesca


Arkadaşlar bugün bir karşılaştırma yazısıyla karşınızdayım. Bu 3 allığı karşılaştırmak istememin sebebi, renkleri birbirine oldukça yakın allıklar. Bende her üçü de var ama aslında içlerinden biri yeterli olurdu. Arada ufak farklılıklar var. Ben de bu farklılıkları bu yazımda ortaya koymaya çalışacağım. Max Factor 237 numara Naturelle isimli allığımı sanırım geçen sene almıştım. Epeyce kullandığımı görmektesiniz. Bu allık resimde de görüldüğü gibi tam şeftali tonunda, isminden de anlaşılacağı üzere çok natürel  her makyaja uyum sağlayabilen ve bütün cilt tonlarına da uyum gösterecek türden bir renk tonuna sahip, mat renk içinde hiç ışıltı yok, bu da bence daha doğal görünmesini sağlıyor.yapısı yumuşak değil, fırçaya bile zor geliyor, tozutmuyor. Ama sürüldüğünde rengini tam veriyor. Kalıcılığı da gayet iyi, gün içinde tekrarlamak gerekmiyor.



The Balm ın Hot Mama allığı ise bizde çok meşhur, şehrinde Gratis olup da  bu allığı almayan kokoş kalmadı herhalde :) ama ben yine de anlatacağım.  Bu allığın özelliği elbetteki yapısı, yumuşacık bir yapısı var. Renk tonu olarak şeftali, ama içerisinde altın tonunda ışıltılar var. Ama bu ışıltılar rahatsız edecek büyüklükte değil. Doğal, sağlıklı bir görünüş sağlıyor. Her makyaja uyum gösterebilir. Ama benim cildimde nedense zor renk veriyor. Kalıcı da olmadı, uçup gidiyor sanki, ya da cilt emiyor. Ben açık kumralım, tam beyazlara ya da esmerlere daha çok yakışacaktır. Yine de insanı mutlu eden sunumu, içeriğinin zararsız maddelerden oluşması ve insanı prenses gibi hissettiren yapısı için almaya değer.

Şimdi de sıra geldi kadınlar günü indiriminde aldığım Deborah 46 numaralı Rosa Pesca isimli teracotta allığına, Bu allığa gelip gidip bakıyordum. Ama elimde fazla sayıda bu tonlarda allık olduğu için erteliyordum. En sonunda kadınlar günü indiriminde yarı yarıya indirimi gördüğüm anda deborah standında derhal bu allığa baktım veee sadece bir tane kalmıştı bende hemen kaptım kendisini. Aldığım günden beri hep onu kullanıyorum. Neden mi? Çünkü rengi sevdiğim ton olan şeftali rengi, ama hafif ışıltılı bir şeftali, ışıltılar Hot Mama daki gibi altın tonlarında değil. Belki de bu yüzden Hot Mama bana olmuyordu, bilemiyorum. Bunda gümüşi ışıltı var. Hem sürümü kolay, hem de kalıcılığı çok iyi, rengini hemen veriyor. Kutusunun altına gizlenmiş minik bir de fırçası var ama çıkmak bilmiyor.  Çıkarmak için zorlarken tırnağınız kırılabilir.O yüzden boşuna uğraşmayın, Elinizdeki fırçalar zaten daha kullanışlı olur. Çünkü fazla minik. Yine de orada öyle duruşu bile güven veriyor. Dışarıda, yanınızda fırça yoksa iş görebilir. Şimdiye kadar almam gereken allık buymuş meğer, kendime en çok bunu yakıştırdım.




Cildimde duruşlarıysa şu şekilde, farklı ışıkta çekmeye çalıştım. Aslında Max Factor ve Deborah hemen hemen aynı rengin, matı ve ışıltılısı gibiler. Ben 10 üzerinden oylarsam Deborah'a 8 Puan, Max Factor'e 7 Hot Mama'ya 6 veririm. Deborah'ın allıklarını kullanmadıysanız bir deneyin derim. Umarım bu karşılaştırma yazım işinize yarar. Yazılarımı ilgiyle okuyan herkese kucak dolusu sevgiler...

15 Mart 2013 Cuma

Remedios Silva Pisa - Naci en Alamo


Arkadaşlar daha önce bu videoyu yüklemiştim. Fakat nasıl becerebildiğimi anlayamadığım bir şekilde yanlışlıkla sildim. O yüzden tekrar yükledim ve tekrar bu yazıyı yazıyorum. Bu şarkıyı söyleyen hanımefendinin herhangi bir albümü olmadığı için bu güzel sese ulaşmak da pek kolay olmuyor. O yüzden adını unutmadan bütün listelerime ekledim. 'Vengo' filminin sonunda çıkan bu şarkıyı bir rivayete göre 17 yaşındaki bir hanımefendi  söylemiş. Ses ve yorum çok güzel, ne söylediğini anlayamasam da beni etkileyen bir parça. Sizlerin de beğeneceğinizi umuyorum.  Bu bazılarınız için ikinci baskı olabilir ve ilki kadar güzel de olmayabilir ama beni hoşgörün çok yeniyim, zamanla böyle hatalar yapmamayı öğreneceğim.Sevgilerimle...

14 Mart 2013 Perşembe

Demeter- Parfüm



Fotoğraf biraz bulanık çıkmış anlıyorum ama birazcık idare edin acemiyim.  Demeter'in bu parfümleri Gratislerde satılıyor. Her gratiste her koku olmuyor malesef ve tester sıkıntısı var sanırım. Çünkü parfümlerin çoğu denemek için sıkılmış ve neredeyse yarısı bitmiş halde raflarda duruyor. Dolu halde istediğiniz kokuyu bulabilirseniz şanslısınız demektir. Ben bu kokuları seviyorum. Tek notalı bu kokular çok kalıcı değil ama aradığınız ya da istediğiniz koku her neyse sıktığınızda zamanla değişmiyor. Aynen o şekilde kalıyor. Dolu halde bulabildiklerim içinde en hoşuma gideni Cherry Blossom isimli kokusu oldu. Sabun kokusu ve hanımeli kokusu da almak istediklerim içindeydi ama bulamadığım için şimdilik alamadım. Bu koku biraz şekerli ama baymıyor. Tatlı duş jelleri gibi bir kokusu var. Hem ferah hem şekerli. Aldığıma pişman değilim zaten fiyatları 12,5 tl veya o civarda ben 8 mart indiriminden almıştım. Yani %40 indirimliydi ama normalde de pahalı bir koku değil. Gündelik, çantada taşınabilir boyuyla kullanışlı ve güzel bir koku. Tavsiye edilir.

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer

Evet yine puslu bir çekimin ardından yazımıza geçebiliriz :) neden böyle oluyor bilmiyorum ama yakın zamanda bu problemi çözeceğim. Her neyse kitabımız bir kişisel gelişim romanı ama kişisel gelişim kitaplarına ön yargıyla bakanların bile bakış açısını değiştirebilecek nitelikte bir roman. Kurgusu çok güzel ortalara doğru biraz yoğunlaşıp yoruyor ama sakın bırakmayın çünkü sonlara doğru iyice sürükleyici olup bir anda merakınıza yenik düşüp bir çırpıda okuyup bitiriveriyorsunuz. Kitap okumayı sevmeyen arkadaşlarımın bile okuyası gelecek. Sıcak bir kahvenin yanında akşamları iş ya da okul dönüşü kafamızı boşaltmak günlük rutininizden çıkıp kendinize zaman ayırmak için, koltuğunuza gömülüp elinize bu kitabı alın derim.Konusuna gelecek olursak, kitabın arka kapağında;


Bir düşünün. İntihar etmek üzeresiniz. Bir adam hayatınızı kurtarıyor, ama karşılığında sizinle bir anlaşma yapıyor. Bundan sonra o ne söylerse sorgusuz sualsiz yapacaksınız. Kendi iyiliğiniz için... Çaresiz, kabul ediyorsunuz ve hayatınızın iplerini tıpkı bir kukla gibi başkasının ellerine bırakıyorsunuz. Ve hayatınız eskisinden çok daha güzel oluyor. Yine de şüpheleriniz var: Bu adam aslında kim? Çevresindeki gizemli kişilerin sırrı ne? Sizden aslında ne istiyor?

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, kendi kendimize koyduğumuz engelleri, korkularımızı ve önyargılarımızı nasıl aşacağımızın, kaderimiz sandığımız mutsuz bir yaşamı, bizi mutluluğa götüren bir yolculuğa nasıl dönüştüreceğimizin hikâyesi.

"Laurent Gounelle bir mutluluk fabrikatörü... Eğer mutluluğun bir reçetesi varsa, Gounelle o reçeteyi biliyor olmalı."
Le Figaro

"Yeni Coelho." 
LExpress

"İnsanın kendini arayışı ve başkasını anlaması hakkındaki bu benzersiz roman, kendine güven ve özgürlük üzerine işe yarar tavsiyeler veriyor."
France Soir

"Sürükleyici ve kolay okunan bir kitap. Hem iyi bir kişisel gelişim kitabı hem de güzel bir roman. Bayıldım!"
Critiques Libres

"Sonuna kadar gizemini koruyan, mizahi ve şiirsel bir roman." 
Lest-éclair


Açıklamaları yer alıyor.Ocak ayından itibaren neler okumuşuz listelersek sene sonunda birikimimizi görmek açısından iyi olabilir diye düşünüyorum. Şu ana kadar bitmiş olan 2 kitabım daha var. Onların tanıtım yazılarını da yakın zamanda ekleyeceğim. Biri Adam Fawer'dan 'Olasılıksız' diğeri yine Adam Fawer romanı olan 'Empati' . Siz de okuyup, okuduklarınız hakkındaki yorumlarınızı benimle paylaşın. Daha çok okuyalım, bakalım sene sonuna kadar bitirip rafa kaldırdığımız kaç kitabımız olacak!  Hepinize sıcacık tatlı bir gün diliyorum.

13 Mart 2013 Çarşamba

DOA- Kozmetik (Solid Parfüm)

Doa kozmetikten yaptığım ilk alışverişimde Shea yağı ve hindistan cevizi yağlarının yanında, tam bir koku hastası olmam sebebiyle solid parfümlerini de denemek için 2 farklı koku siparişinde bulunmuştum. Bunlardan biri Lilium diğeri Japon kirazı kokuları. Ben her ikisini de sevdim lilium daha hafif bir koku ama kalıcılığı az. Japon kirazı ilk başta puding gibi kokuyor ama sonrasında oda çiçek kokusuna dönüşüyor ve biraz daha kalıcı. Her ikisi de bana göre bahar kokuları. Çantada taşımak için çok ideal, hem yer kaplamıyor küçücük, hafif,  hem de katı olduğu için akma yapmıyor. Arasıra tazelenmek için çok kullanışlı kokular. Fiyatı sanırım 5.5 tl civarı. Doa kozmetik kendi sitesinden satış yapıyor ve özel günlerde indirimleri de oluyor. Ürünler genellikle doğal, uygun fiyatlı. Kadınlar günü indiriminden bir çok denemediğim ürünlerini de aldım onların tanıtım yazılarını da sırasıyla yazacağım. Merak edenlere duyurulur.

hayatımın kokusu ALIEN


Arkadaşlar ben bu kokuya bayılıyorum. Tam bir sonbahar kokusu :) sonbahar kokusu da mı olur demeyin. Bana yağmuru,hüznü ve akşam saatlerini anımsatıyor. Daha çok çiçek ağırlıklı bir koku, son derece kalıcı, karakteristik. Yoğun bir çiçek kokusu arayanlara tavsiye edilir.

Bebe- Tu Silencio

Arkadaşlar bu sarkıyı çok seviyorum. Dinlerken pek çok şey hissettiriyor bana, ama neden bilmem en çok kız kardeşimi hatırlatıyor, siz nasıl hissediyorsunuz bu şarkıyı dinlediğinizde, aklınıza neler geliyor?

TazeŞeyler Blog Yazarı Kimdir?

Ben, 1981 doğumlu, evli, Ankara' da ikamet eden, eğitimini doktora aşamasında halen sürdüren, eğitim alanının kendisini ve ilgili konuları takip etmeye özen gösteren,  yaşam boyu gelişimin önemine ve gerekliliğine inanan, psikoloji, felsefe ve sanata ilgi duyan, insana saygı ve koşulsuz sevgi besleyen genç bir kadınım.

Dünya tatlısı, esprili, hem çok güzel hem de çok özel, kendimden 4 yaş küçük bir kız kardeşe, erken anne olmuş ama anneliğin gerektirdiği her şeye fazlasıyla sahip, fedakar, emektar, zarif ve asil genç bir anneye, çalışkan, sorumluluk sahibi, ailemize her zaman kol kanat germiş, evimizin direği, onsuz olduğum günlerde kokusunu özlediğim, gurur duyduğum bir babaya sahibim. 

2005 de Ankara' da yaşamaya başladım. Burada yüksek lisans eğitimini tamamlarken. Çeşitli işlerde çalıştım. Eğitim benim için her zaman bir yaşam biçimi, her an dahil olduğum, hem çevreme hem de kendime faydalı olabileceğim, aidiyet duyduğum bir dünyaydı. Böylece soluksuz doktora eğitimine devam ettim. Bu süreç içerisinde eşimi tanıyıp, severek, hayat dediğimiz bu güzel yolculuğun geri kalanını, onunla el ele yürümeye karar verdim. 2010 senesinin güzel bir haziran akşamında, açık havada, çok güzel müzikler eşliğinde ve çok güzel bir düğünle evlendik. 

Klasik bir başak burcu insanı olarak, mükemmeliyetçi, titiz, sorumluluk bilinci gelişmiş, estetiğe düşkün, kaliteyi seçen, alışveriş meraklısı, gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, yeni tatları, farklı kültürleri tanımayı seven, kitaba düşkün, şiir seven, yazmaktan müthiş keyif alan, marjinal insanları tanımayı, dinlemeyi seven, farklı fikirlere açık, farklılıklara saygı ve sevgi besleyen. Her insanın kendine özgü, doğasına özgü, farklılığından beslenmeyi, içsel ve yoğun yaşamayı seven, yaşadığı anlara anlamlar yükleyen, manevi yönü gelişmiş, duygusal bir insanım.

Kullanmaktan hoşlandığım ya da hoşlanmadığım ürünleri, dinlemekten keyif duyduğum müzikleri, okuyup beğendiğim ya da beğenmediğim kitapları, eğitime ilişkin bilgileri ve düşüncelerimi, yeni tatları, yeni yerleri ve belkide şu an aklıma gelmeyen başka başka şeyleri, adım adım yeri geldikçe, yaşadıkça sizlerle paylaşmayı istedim. Bu doğrultuda 2013 Mart ayında, taze şeyler ismini vererek bloğumu yayına açtım. Bloğu bazen tavsiye etmek, bazen fikirlerinizi almak için, bazen bilgilenmek, bazen de bilgilendirmek için, şu an öngöremediğim ama uzun yıllar süreceğine inandığım bu yolculuk boyunca faaliyette tutmayı istiyorum.

Sizin de bu süre boyunca ilginizle, görüşlerinizle, tecrübelerinizle, dostça yaklaşımınızla ve hatta arkadaşlığınızla yanımda olacağınıza inanıyor, bunu gönülden diliyorum.

Yanımda yer alan, desteğini esirgemeyen, beni ilgiyle takip eden, bütün herkese teşekkürler.


TazeŞeyler