24 Mart 2013 Pazar

Adam Fawer "Empati" çok çok nefis!

Ne güzel bir hafta sonu değil mi? Benim için öyle, müzik listelerimdeki harika parçaları dinlerken, galata model tombiş çay bardağıma doldurduğum limonlu çayımı içiyorum. hava mis gibi kokuyor bugün. Mavi berjer koltuğuma gömülüp penceremden dışarıya bakarak güzel şeyler hayal etmenin tam sırası. Bu arada yeni biten kitaplarımdan birini sizlere tanıtmak için sabırsızlanıyorum. Adam Fawer 'in 'Olasılıksız' dan sonra yazdığı bu muhteşem kitabın adı 'Empati' . Aslında bu isimler bu kitapların hak ettiği ihtişama sahip değiller. Bu isimler, çok düz ve niteliksiz kalıyor kitapların yanında. Çünkü kitaplar çok dolu, derin, güzel kurgulanmışlar. Empati, 639 sayfalı oldukça kalın bir roman ama insanı hiç sıkmıyor. Okumaya ilk başladığınızda, roman sık sık flashback verdiği için konuyu anlamak zorlaşıyor. Bu da nerden çıktı şimdi ne ilgisi var diyebilirsiniz ama hiç merak etmeyin her şey birbiriyle gayet ilgili. Hatta bittiğinde bazı yerlere tekrar dönüp daha dikkatle okuma isteğim oldu. Bu şekilde hemencecik 2. baskıyı da yapmış oldum. Çok etkileyici bir roman olduğunu söylemeye gerek yok. Adeta büyülendim. Belki de benzerleri arasında okuduğum en etkileyici en severek okuduğum romandı. Çok sürükleyici, okuyucuyu içine çekiveren, yer yer bilim ve felsefeye dokunan ama boğmayan ve kolay kolay kopamayacağınız bir kitap olacak. Kitabımızın konusu, küçük yaşta ki sinestezi yeteneğine sahip empat öğrencilerin Amerika da, bir çeşit eğitime tabi tutulduğu bir kuruluş, buranın işleyişi ve yolu bu eğitimden geçmiş olan 4 çocuk ve onların tıpkı kendileri gibi yeteneklere sahip olan öğretmenlerinin başlarından geçen olaylar, bu olayların sonuçları, kendi yaşamları ve toplum üzerindeki etkileri çok nefis bir kurgu üzerinden işlenmiş. Bu anlatım elbette ki bu nefis kitabın konusunu özetlemeye yetmez ama iş görebilir. Kitabın arkasında bulunan tanıtım yazısı ise şu şekilde;


Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o
kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.

Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.

EDEBİYAT, BİLİM VE FELSEFE RUHUNUZA AKACAK, OKUDUKÇA BAĞLANACAK, BAĞLANDIKÇA OKUYACAKSINIZ...

Siz de benim gibi bir kitapseverseniz, bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum ve hepinize iyi pazarlar diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder