30 Nisan 2013 Salı

Imany - I Have Gotta Go

Merhaba arkadaşlar, yine sizlerle çok sevdiğim çok güzel bir parçayı paylaşıyorum. Imany hakkındaki bilgileri, şu yazımda paylaşmıştım. Yazıya ulaşmak için Tık Tık . Ve şimdi de başka bir parçası olan ' I've gotta go' . Benim en çok dinlediğim Imany parçası sanıyorum ki bu. Çünkü bana çok güzel bir enerji ve coşku veriyor. Biraz sert, vurgulu, diğerlerine göre biraz daha hızlı ama yine ritmik, tatlı bir akışı var. Beğenerek dinleyeceğinizi umuyorum. Beni takip ediyorsanız zaten tarz olarak ne tür şarkılardan hoşlandığımı anlamışsınızdır. Sizlerin de böyle güzel parça önerileriniz varsa lütfen yorum bırakın veya mail atın. Önerilerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.Yine güzel şarkılarda buluşmak dileğiyle...

26 Nisan 2013 Cuma

Kalyon - Oje Kurutucu Tırnak Eti Nemlendirici Sprey - Oje Koruyucu Renk Canlandırıcı - Tırnak ve Tırnak Eti Peelingi


Merhaba Arkadaşlar, bugün sizlerle yorumlarımı paylaşmak istediğim ürünlerim Kalyon Tırnak Bakımı ürünlerinden, şimdi sırasıyla hepsiyle ilgili yorumlarımı yazıyorum.

1. Tırnak ve Tırnak eti Peelingi : Kalyonun ojeleri ve parlatıcıları dışında tırnak bakımına yönelik olarak ilk aldığım ürünü buydu. Aldığım gün bir heves kullandım ama sonu kısaca hüsran. Daha önce Sally Hansen ve Alix Avien tırnak eti için kütikül gidericisini kullanmış ve memnun kalmıştım. Kalyon da sevdiğim bir marka olduğu için daha kötü olacağını düşünmemiştim ama bariz kötü bir ürün. İçerisinde aynı vücut peelinglerinde olduğu gibi iri siyah tanecikler ve sofra tuzu inceliğinde küçük tanecikler olan bu ürün çok sıvı kıvamlı. Fırçası çok sert. Tırnak üzerine ve dışına taşırarak tırnak etlerine uyguladığımız bu ürünün bir dakika falan yoğunlaşmasını bekleyip tırnak ve tırnak çevresini ovarak tırnak yüzeyindeki kalıntılardan ve tırnak etlerinden kurtulmayı amaçlıyoruz. Bu sırada içeriğindeki maddeler de tırnak etlerinin geri çekilmesini kolaylaştırıyor. Ama öyle olmuyor. Ben manikürümü kendim yapan biriyim. Bu yüzden bu tip ürünler aslında işimi çok kolaylaştırıyor. Fakat bu peelingden hiç verim alamadım. Ne tırnak yüzeyinde ne de tırnak etlerinde bir düzelme göremedim. Yinede zaman zaman kullanmaya gayret gösteriyorum. Bir daha almam. Tavsiye etmiyorum.

2. Oje Koruyucu Renk Canlandırıcı : Bu ürün en son aldığım Kalyon tırnak bakım ürünü. Kendisini çok severek kullanıyorum. Daha önce ojelerimin üzerine parlatıcı sürüyordum ama bu işlem ojenin daha geç kurumasına neden oluyordu. Kalyon vadettiği gibi rengi ve ojeyi koruyor. 2 kat sürülen ojelerin çatlamasına engel oluyor ayrıca hızlı kurumasını sağlıyor. Bu üründen çok memnun kaldığım için tavsiye ediyorum.

3. Oje Kurutucu Tırnak Eti Nemlendirici Sprey : Bu ürünü ojemizi sürdükten sonra bir kaç dakika bekleyip tırnaklarımıza bir kaç fıs sıkıyoruz. O sırada bütün elimiz yağ içinde kaldığı için hiç bir yere dokunamıyoruz. Değdiğimiz her şey yağ içinde kalıyor. Fıslatırken de dikkatli olmak gerek çünkü üstümüzdeki kıyafeti ya da koltuğumuzu da batırabiliriz. Evet bu yağ mutlaka tırnak etlerimizi nemlendiriyor ama hiç kullanışlı değil ayrıca esas kullanım amacı ojeyi kurutması olduğundan bu kurutma işlemini kesinlikle kolaylaştıran bir ürün değil. Ojemiz her zaman kuruduğu gibi kuruyor. Kolay kuruyan ojeler kolay, zor kuruyan ojeler de zor kurumaya devam ediyor. Sevemedim. Bir daha alır mıyım hayır. Tavsiye etmiyorum. Mutlaka daha iyi bir oje kurutucu vardır. Onlara bakacağım.

Herkese sevgiler...

23 Nisan 2013 Salı

Taze Bitenlerden - Kristin Hannah - Kış Bahçesi


Merhaba arkadaşlar, yeni yazım yine bir kitap hakkında, okumayı yeni bitirdim ve taze taze yorumlarımı hemen sizlerle paylaşmak istedim. Kristin Hannah, çok sayıda kitaba imza atmış ve New York Bestseller den biri olmayı başarmış, Ateşböceği Yolu kitabının yazarı, fakat ben kendisini daha önce hiç okumamıştım. Bana fazla romantik geliyordu. Son zamanlarda raflarda yeni yeni kitaplarını gördükçe merakım arttı ve sonunda ben de kitaplarından birini 'rastlantı icabı Kış Bahçesi romanını' almaya karar vererek Kristin Hannah tarzıyla ilgili fikir sahibi olmayı başardım. Kış Bahçesi, bir aile romanı olmakla birlikte, daha çok bir anne ve iki kızının yaşamlarına geniş yer veriyor. Anneyle mesafeli ilişkileri olan iki genç kadın, babalarının hastalığı sebebiyle tekrar bir araya geliyor ve birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Kristin Hannah tam da düşündüğüm gibi romantik kitaplar yazıyormuş ama baymayan türden. Dili çok güzel, kitap son derece akıcı, çeviri sağlam. Nasıl okuduğunuzu, koca kitabın, 'kitap 512 sayfa' hangi ara bittiğini anlamıyorsunuz. Kurgu da son derece sağlam. Hiç yormayan, çoğunlukla duygulandıran sonunda da mutlu etmeyi ve hayata dair bazı şeyleri öğretmeyi başaran bir kitap. Ben Kristin Hannah ın dilini çok sevdim ve hemen diğer kitaplarından da edindim ama onları daha sonra okuyacağım. Çünkü aynı tarz kitapları üst üste okumayı sevmiyorum. Yeri geldiğinde diğer kitapları hakkındaki yorumlarımı da yazacağım. Bu kitabı kendinize zaman ayırmak için okuyun. Özellikle soğuk kış günlerine çok yakışacak bir roman. Koltuğunuza gömülüp, dışarıda kar yağarken, sıcacık çayınızı ya da kahvenizi yudumlayarak bu kitabı okumaya başlayabilirsiniz. Bunun için kışı beklemeniz gerekecek ama olsun. Çok dinlendireceğine ve sizi mutlu edeceğine inanıyorum. Bu nedenle okumanızı tavsiye ediyorum. Kitabın arka kapak yazısının resmini ekledim ama net çıkmadığı için yine tam yazıyı da ekliyorum. 
Tekrar görüşmek üzere, sevgiyle kalın...


Çok satan Ateşböceği Yolu kitabının yazarından, bir anne ile kızları arasındaki karmaşık bağlara ve geçmiş ile gelecek arasındaki yıkılmaz bağa dair sürükleyici, yürek sızlatacak kadar etkileyici ve güzel bir roman. 


Bazen annenin geçmişine bir kapı araladığında, kendi geleceğini bulursun

Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya`nın yanında bulacaktır.
Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır.
Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar.

Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad`da başlayıp günümüz Alaska`sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi.
Nina`nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler.

İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyen Kış Bahçesi, hem epik bir aşk hikâyesi hem de yaşamları kesişen kadınların detaylı bir portresi olması bakımından nadir bulunur bir eser. İlham verici şiirsel yazımıyla, son sayfa okunduktan uzun süre sonra bile okuyucunun aklından çıkmayacak.

"Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar." -Publishers Weekl-

19 Nisan 2013 Cuma

JIL SANDER - STYLESSENCE - DÜĞÜN PARFÜMÜM



Merhabalar, 2007 senesinde piyasaya sürülmüş olan Jil Sander Stylessence parfümünü 2010 senesinde, düğünümde kullanmak için seçmiştim. Bu yüzden benim için her zaman çok özel bir yeri var. O nedenle bugün bu parfümü sizlere tanıtmak istedim. O günlerde ben de heyecanlıydım ve insan bu hayatının en özel gününde her şeyin en iyisi olsun istiyor. Hazırlıklarında her detay önemli hale geliyor ki parfüm seçimi düğün günümüz için tam bir karmaşaya dönüşebiliyor. Hem bir gelin zarafetine yakışacak, hem saatlerce kalıcı olacak, hem baymayacak, ne çok baharatlı ne çok şekerli, daha çok güzel bir çiçek kombinasyonu olacak ama asla sıradan değil. Benim önerim kendi düğünüm için de seçmiş olduğum bu güzel parfüm. En kötü tarafı, özelliğini yitirmesini istemediğim için her gün bu parfümü kullanmaktan kaçınıyorum. Hala daha özel günlerde bu parfümü kullanıyorum. Neredeyse 3 yıla yaklaştı ve koku eski özelliğini yakında yitirebilir çünkü bildiğiniz gibi parfümlerin raf ömrü 3 yılın üzerine çıkamıyor. Aslında kokusunda en ufak bir değişiklik yok ama kalıcılığı azalıyor.  Bu parfümün en önemli özelliği eau de  parfüm olmasına rağmen içeriğinde esans oranını diğer parfümlere göre daha çok barındırması, bu da onun daha kalıcı olmasını sağlıyor. Daha çok akşam kokusu diyebilirim. Baskın olarak tek başına bir şey öne çıkmıyor. Harika bir karışım ve daha çok çiçeksi olmakla birlikte neroli, portakal çiçeği, yasemin ve  Menekşe kokuları öne çıkanlar ama mutlaka farklı bileşimlerde var. Ama ben tahmin edemiyorum. Tek bildiğim bu koku çok ama çok güzel. Ve eğer özel günleriniz için bir parfüm arayışındaysanız bakmak için listenize dahil etmenizi önerebileceğim bir koku. 

Herkese Sevgilerimle...

18 Nisan 2013 Perşembe

Doa Kozmetik Şikayetim ve Kızgınlığım


Merhaba arkadaşlar, aslında bu yazıyı yazıp yazmamakta önce kararsız kaldım.  Çünkü kimsenin yaptığı işi baltalamak gibi bir niyetim olmadı olamaz da bilakis kendi kulvarında küçük büyümekte olan, ve ülkemizde kozmetik alanında kendini yeni yeni göstermeye başlamış bu tip firmalara destek vermek gerektiğini düşünen biriyim. Neticede cilt bakımına yönelik çok farklı , çeşitli ve iyi ürünlere de sahip olan, fiyat konusunda da eli yakmayan ürünleriyle bir çok kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir firma. Gelgelelim benim kızgınlığım, aslında kızgınlığımdan çok kırgınlığımın nerede başladığına, Doa Kozmetikten yapmış olduğum ilk alışverişimde bana sağ olsunlar bir hediye göndermişler. Hediyeleri Fesleğen Kremi ama ağzındaki jelatini açılmış ve yarısına kadar da boş. Miktarı hiç sorun değil, daha çok denememiz için gönderildiklerinden dolayı, tam boy olmayabilir ki bu deneme ürünü değil HEDİYE her neyse ağzının daha önce açılmış olması beni çok rahatsız etti. Ağzında jelatin var ama açılmış bir jelatin, böyle bir hediye göndereceğinize hiç göndermeyin daha iyi çünkü kullanmadım çöpe attım.  Ama ben bunu sorun haline getirmedim. Bütün iyi niyetimle, olabilir dedim. İnsanlık hali, bir karışıklık oldu belki de dedim. Sipariş verdiğim ürünlerimi kullanmaya başladım. Zaten memnun kaldığım solidler vardı onların da yazısını bloğumda tanıtmıştım. Yazısı için Tık Tık Daha sonra, Mart ayında kadınlar günü indirimin deyken Doa Kozmetikten topluca bütün ihtiyaçlarımı ya da biz buna 'merak ettiğim ürünleri diyelim' sipariş vermiştim. Fotoğrafta gördüğünüz ürünler, fotoğraflarını çekmeden önce hepsini sildim, yıkadım, aklayıp pakladım.Toplamda 17 parça olan bu ürünlerden 16 parçasını görebiliyorsunuz. Çünkü argan yağını saç derisi bakım yağının içine boşalttım. Bu gördüğünüz ürünler, bana öyle bir halde geldi ki, inanamazsınız. Tek kelimeyle rezil bir vaziyetteydiler. Bir koliye hepsi öylece atılıvermiş, tampon, pat patlı naylon, veya herhangi bir koruyucu malzeme koyulmamış, hiç biri sarılmamış. Ağızları bantlanmamış. Koliyi bir açtım ki, hepsi yağ ve sabun tozu içinde, darbelerden dolayı sabunların kenarları ufalanmış ve diğer ürünlere yapışmış, saç bakım yağının ağzı sızdırmış ve yarısı diğer ürünlerin üzerine boca olmuş, spreylerin kapakları çıkmış hepsi çatlamış, kolinin dibinde. Yüz yıkama jelinin pompası basmıyor, arızalı. Kakao yağının fotoğrafta kiyle bir ilgisi yok, herhangi bir açıklama da yok. Yani özetle, hepsi yamuk yumuk pis bir halde geldi. Her ne ürün satarsan sat bu halde göndermek hakikaten çok ayıp bir şey ki kozmetik ve bakım ürünlerinde bu daha da rahatsızlık verici çünkü insan bu ürünleri, zaten kendini iyi hissetmek için alıyor. Pırıl pırıl, temiz mis gibi ürünler görmek istiyorsun. Benim için hayal kırıklığı olan bu durumu hemen kendi sitesine girip mesajla bildirdim. Daha önceki hadiseyi de yazdım. Tek beklediğim bir özürdü. Kendilerini düzeltmelerini istediğim için bir uyarıydı bu mesaj fakat cevap alamadım. Herhalde mesajım ulaşmadı dedim ve üşenmeyip tekrar oturup yazdım ve yine mesajımı gönderdim, daha da emin olarak 2 kere daha ve hala cevap alamadım. Ne bir özür ne bir izahat ki bu durumun bana göre bir izahati olamaz. En azından bir cevap bekledim. Gelmedi. Durum böyle olunca da tabi ki kırgınlığım kızgınlığa dönüştü. Doa Kozmetik yetkililerine sesleniyorum, ürünleriniz isterse şahane olsun bu umursamazlık ve bu özensizlik sizi iyi olmaktan ve başarılı olmaktan alıkoyacaktır. Müşteri memnuniyeti her şeyden önce gelir. Satış pazarlamada sunum çok çok önemlidir. Yine de umursamıyorsanız, siz bilirsiniz. Bir de yazmışsınız o mesaj kutusunun üzerine ' DERDİNİ SÖYLEMEYEN DERMAN BULAMAZ :) SEN YAZ BİZ ELBET BİR GÜN CEVAPLARIZ ' diye. Bu laf bile çok çirkin. Şakası bile hoş değil. Bütün bu nedenlerden dolayı ben hiç memnun kalmadım ve haliyle tavsiye etmiyorum. Yine de sipariş verecek olan arkadaşlarımı ürünlerle ilgili merak ettiğiniz bir şey olursa bilgilendirebilirim. Benim almış olduğum ürünler şöyle;

Sülfatsız Saç Derisi Bakım Şampuanı ve Saç Kremi
Saç Toniği
Saç Derisi Bakım Yağı
Lavanta Suyu
Mango Yağı
Kakao Yağı
Hindistan Cevizi Yağı
Shea Yağı
Çörekotu Yağı
Lilium Solid Parfüm
Sülfatsız Yüz Yıkama Jeli
Argan Yağı
Lavanta Sabunu
At Kestanesi Sabunu
Argan Sabunu

Garnier - Pure Active - 2 in 1 Tinted Spot Roll-on - Kapatıcı ve sivilce karşıtı roll-on




Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere tanıtmak istediğim ürün, son zamanlarda alıp da en çok kullandığım ürünlerden biri olmayı başaran 15 ml lik bu küçük ama işlevi büyük olan Garnier markasına ait bu roll-on ürün oldu. Sıvı haldeki ürün tüpün ağzındaki metal bilye yardımıyla cilt üzerindeki sivilcelerin veya kızarıklıkların, lekelerin üzerine uygulanıyor. Kapatıcılığı çok çok iyi. Ben nemlendiriciden hemen sonra kapatmak istediğim bölgeye önce çalkalayıp daha sonra bilye yardımıyla çok az miktarda uyguladıktan sonra bir kaç saniye bekliyorum daha sonra parmak uçlarımla hafifçe yedirip daha sonra fondöten ya da BB krem uyguluyorum. Gerçekten de işe yarıyor. Kapatıcılığının yanında ciltteki sivilceleri önlemeye de yardımcı oluyor. Henüz oluşma aşamasındaki bir sivilceyi kurutma işlevini de yerine getiriyor. Hem tedavi edici hem de kapatıcı niteliğindeki bu ürünün açık, orta ve koyu renklerde olmak üzere 3 rengi var. benim kullandığım açık rengi olmasına rağmen 02 numarası, yani numaralandırma 02 den başlamış. Belki de 01 numarası vardır da bizim ülkemize gelen en açık numara budur. Bilemiyorum ama bu renk bana uydu. Daha açık bir cilt tonunda da kötü duracağını sanmam.  Edindiğim tecrübelere göre, zaten bu tip kapatıcı ürünlerde çok açık tonlar leke kapatmada çok da başarılı olamıyor. Özellikle de morluk etkisi yaratıyor. O yüzden ben genelde biraz daha koyu tonların daha etkili olacağını düşünüyorum. Fakat bu üründe aldığım açık renk de tam olarak cilt rengimle örtüştüğü için hiç sorun yaşamadım. fiyatına gelecek olursak o da çok uygun. En son Watsons alışverişimde almıştım. Sanıyorum biraz da indirimdeydi 10 TL civarında bir fiyatı olması lazım. Fiyat performans açısından da çok beğendiğim bu güzel ürünü sizlere de tavsiye ediyorum.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Imany - Nadia Mladjao - You Will Never Know

Imany, gerçek adı Nadia Mladjao, 1979 Fransa doğumlu, kökeni Comor adaları ve zaten Imany adını da o bölgenin dilinden almış. İmany, eskiden modellik yapan ama son 2-3 yıldır şarkıcılık yapan hem çok güzel bir fiziğe hem de çok güzel bir sese sahip olan harika bir kadın. İlk albümü  2011 yılında çıktı. You will never know ise aynı yıl çıkan single 'ın ismi ve şarkısı, Klibi de gördüğünüz gibi çok güzel. Bunun dışında çok sevdiğim bir şarkısı daha var. Onu da ilerleyen günlerde yine sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. İnsana çok güzel bir enerji veren bu klibi ben de sizlerle paylaşmak istedim. Benim gibi sizlerin de seveceğinizi umuyorum. Hepinize sevgilerimle...

14 Nisan 2013 Pazar

Maybelline - BB Krem - Dream Fresh - Fair


Merhabalar, Maybelline kozmetik markasının genellikle ürünlerini beğenen biriyim. Tanıtacağım bu ürün de yine bu markanın BB kremi. Fondöten olarak çok kapatıcı, özellikle de ağır, yüzde kalıp gibi duranları sevmezdim. Daha çok su bazlı, hafif yapılı olanları tercih eden biri olarak. BB krem fikrini baştan beri çok sevdiğimi söylemeliyim. Şu anda da zaten yine Maybelline Affitone Fondöten kullanıyorum. O yüzden ilk BB Krem tecrübem de yine Maybelline Dream Fresh le oldu. Ben en açık tonunu kullanıyorum. BB kremi uygulayacağım zaman cildim o gün çok kuru değilse eğer, nemlendirici kullanmıyorum. Çünkü zaten esas özelliği nemlendirici olması. O yüzden üst üste uygulanan nemlendiriciler ilerleyen saatlerde parlamaya neden olabiliyor. Eğer ciltte yağlanma sorunu varsa üzerine pudra da geçebilirsiniz. Kapatıcılığı fazla yok, günlük makyaj için çok ideal çünkü çok doğal bir görüntü oluşturuyor. Ama cildiniz problemliyse yeterli gelmeyebilir. Ufak tefek kızarıklık ya da sivilce varsa altına Garnier ın kapatıcısını önerebilirim. Onun da tanıtım yazısı yakında gelecek.
Özellikle renk eşitlemede başarılı olan bu BB krem, cildinizi makyaja hazır hale getiriyor. Cilde sağlıklı, ışıltılı bir görünüm kazandırırken, kısmen kapatıcı. Şöyle ki cilt kusurlarını daha az görünür hale getiriyor. En iyi tarafı da 30 faktör güneş koruması. Ben kış aylarında, her ne kadar bunun doğru olmadığını bilsem de güneş koruması kullanmıyorum. Daha doğrusu güneş koruyucularını pek sevmiyorum, cildime ağır geliyor. O yüzden yalnızca yazları kullanıyorum. Nemlendiricilerin güneş koruması içermesi o yüzden kış ayları için bana çok iyi geliyor. Kremimiz 30 ml , denemek için ideal bir boy. Yazın kullanıp kısacık zamanda bitirebilirsiniz. Beğenirseniz devam, beğenmezseniz fondötenlerinize dönersiniz. 
Diğer markaların BB kremlerini denemediğim için herhangi bir kıyas yapamayacağım. Ama bu bittiğinde diğerlerinden de kullanabilirim. Çünkü BB kremlerde markalar arasında çok fazla bir fark olacağını sanmıyorum. Ürünlerin başarısını daha çok bizim üründen ne beklediğimize bağlı olarak değerlendiriyoruz. Örneğin bu ürünlerde, kapatıcılığının iyi olmamasını bir kusur olarak değerlendirebiliyoruz. Zaten kapatıcılığı iyi olan ürün fondöten ya da kapatıcı adı altında satılıyor. Bu kremler ise nemlendirici. O yüzden bence, önce ihtiyacımıza uygun olan ürünü belirlemeli, daha sonra marka araştırmasına girişmeliyiz. Abartılı olmak istemediğiniz ama bakımlı olmaktan da vazgeçemediğiniz, özellikle makyajsız veya doğal makyajlı bir görüntü istediğiniz zamanlarda rahatlıkla kullanabileceğiniz güzel bir ürün. Ben tavsiye ediyorum. Yazımı ilgiyle okuyan herkese sevgilerimle...

13 Nisan 2013 Cumartesi

Alix Avien - 207 Numaralı Oje


Merhabalar, 

bu ikinci oje tanıtım yazım olacak, sizlere tanıtacağım bu oje Alix Avien marka 207 numaralı oje, aslında eller ve tırnaklar sağlıklı ve güzelse ve oje de muntazam uygulanmışsa bana göre her renk oje tırnaklarımızda güzel duruyor. O yüzden, özellikle çok beğendiğim renkleri sizlerle paylaşmaya özen gösteriyorum. Bu ojemizin rengi tam bir gül kurusu, ışıltısız, mat bir renk ama ben üzerine mutlaka parlatıcı ya da koruyucu geçtiğim için fotoğraflardaki gibi biraz daha parlak duruyor. O kadar doğal bir renk veriyor ki, çoğu kıyafetimle rahatlıkla kullanabiliyorum. Aslında bir renkten hemencecik sıkılırım. 2 gün tırnağımda bekler, 3. gün bozulmasa da parlaklığını yitirmesini bahane eder, hemencecik çıkarıp başka renk bir oje sürerim. Bu rengi gerçekten hiç sıkılmadan kullandım. Aslında bu rengi bana ilk öneren, çok sevdiğim arkadaşım Ayşegül oldu. "Herkes tırnağımda görüp numarasını soruyor, sen de bir tane edin, bu 207 numaradan" demesiyle, gözü kapalı aldığım bu oje, hakikaten de çok tatlı, kullanışlı bir renk olarak sevdiğim ojeler arasındaki yerini almış oldu. Şimdi de ben size tavsiye ediyorum. Bence bu ojeyi aldığınızda severek kullanacağınız bir ojeniz daha olacak. Herkese sevgiler...

12 Nisan 2013 Cuma

Laurent Gounelle - Mutlu Olmak İsteyen Adam


Merhabalar,


daha dün sabah bitirmiş olduğum kitabım hakkındaki yorumlarımı sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak istedim. Kitabımız yaklaşık 200 sayfa, okuması kolay, ince bir kitap, okumaya değer mi? Bu soruya verecek cevabım "Hayır" olacak. Her ne kadar aynı yazarın diğer kitabı olan 'Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer'i  güzel bulmuş olsam da, bu kitabı da ona güvenerek almış olan beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. Çok klasik bir kişisel gelişim romanından öteye gidememiş. Sığ kalmış, konuya göre fazla abartı içeren. Beni tatmin etmeyen bir roman oldu kendisi. Yazar bu kitabında oldukça tecrübesiz gibi geldi bana. Zaten yaptığım araştırmalara göre. "Doğruluğundan emin olmasam da, inanıyorum!" Aslında yazar bu kitabını, diğer kitabından önce yazmış ama yayınlamamış. Sanırım diğer kitabı, Dünya çapında çok beğenildiği için, aman bu da boşa gitmesin, onun gölgesinde bu da iyi satar demiş. Ama benim için bu girişimi, onun adına gölge düşürdü. Bir yazarın ilk kitabını çok beğenip, ikincisini okuyorum ve hayal kırıklığı hat safhada, üçüncü de doğal olarak temkinli yaklaşacağım. Şöyle bir inceler, başından sonundan biraz okur, hakikaten güzel olduğuna inanırsam alır okurum. Aksi halde vaktimi alamayacak kadar sıradan buldum bu kitabı, aynı yazarın bu tarz bir kitabına daha aynı zamanı ayırmak istemeyeceğimden eminim. Yani yeni çıkan kitabını gözü kapalı alacağım yazarlar sınıfından çıktı.  Bunlar elbetteki benim kişisel değerlendirmelerim. Okuyup da beğenen arkadaşlarda olabilir muhakkak ama bana hitap etmedi. Tavsiye etmiyorum. Yine de merak eden arkadaşlarım varsa, kitabımızın arka kapak yazısı şöyle,


İnandıklarımız Gerçekliğimiz Olabilir



Bir düşünün...

Balide tatildesiniz. Eve dönmeden önce bir şifacıya görünüyorsunuz. Aslında bir şikâyetiniz yok. Sadece onun ününü duymuş olduğunuz için görüşmek istiyorsunuz.

Şifacının teşhisi kesin: Sağlığınız gayet yerinde ama... mutlu değilsiniz.
Sonsuz bir bilgeliğin taşıyıcısı olan bu yaşlı adam sizi sizden daha iyi biliyor gibi gözükmekte. Yaşamınıza tuttuğu çok özel ışık, sizi olabilecek en büyüleyici maceraya sürükleyecek: Kendini keşfetmek! Size yaşattığı deneyimler yaşamınızı altüst edecek ve düşleriniz deki yaşamın anahtarını size sunacak.

Dünya çapında insanların dilinden düşmeyen Mutlu Olmak İsteyen Adam, gerçekten mutlu olmaktan bizi alıkoyan şeylerden kurtulmayı öğrendiğimiz an, elde edebileceğimiz yeni imkânlar dünyasıyla bizi tanıştırıyor.

"Kulaktan kulağa yayılarak büyük bir başarı kazanan, insanların hayata bakış açılarını değiştiren eşsiz bir roman."
Psychologies Magazine


Herkese Güzel bir hafta sonu diliyorum...

11 Nisan 2013 Perşembe

Sürpriz Kek


Sürpriz kek

Kek hamuru için;


3 Yumurta

1,5 Çay bardağı şeker
1 Çay bardağı sıvıyağ
1 Çay bardağı süt
1 Paket kakao
1 Paket kabartma tozu
1 Paket vanilya
Yaklaşık 2 su bardağı un

İçi için;

2 yumurta aki
1,5 Su bardaği hindistan cevizi
1 Çay bardaği pudra şekeri

Yapılışı;

Önce şeker ve yumurtaları güzelce çırpıyoruz sonra diğer malzemeleri de ekleyip kek hamuru elde etmiş oluyoruz. Diğer taraftan yumurta akı pudra şekeri ve hindistan cevizini bir kaba koyup yoğuruyoruz ve küçük toplar yapıyoruz. İstediğiniz kek kalıplarına bir miktar kek hamuru koyduktan sonra üzerine yaptığınız hindistan cevizi toplarından koyup bunun üzerini yine bir miktar kek hamuru koyarak kapatıyoruz. Daha sonra 180 derecede yaklaşık 30-35 dk pişiriyoruz. En sonda sunumdan önce üzerine çikolata sosu döküp, pasta süslerinden serpiştiriyoruz. Veee ta ta taaam şık ikramımız hazır...

Bu tarifi de yine sevgili arkadaşım Eda dan aldım. Hatta fotoğrafı bile :) çünkü keki o yaptı bende bir güzel afiyetle yedim. Çok lezzetli hindistan cevizi ve çikolata uyumunu seven arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim. Pratik, sevimli, lezzetli ve değişik bir tatlı arayışında olursanız, bu güzel tariften faydalanın derim. Afiyet olsun...

8 Nisan 2013 Pazartesi

Marks & Spencer - The Floral Collection - Lily Of The Valley - Vücut Pudrası & El ve Vücut Losyonu

Merhabalar, 

bugün sizlere bahsetmek istediğim iki ürün var. Biri kullanmaktan çok keyif duyduğum ama sanıyorum ki kullanımı fazla yaygın olmayan bu nedenle de her markanın, her koku için üretmediği cilt bakım ürünlerinden, vücut pudrası, diğeri ise bildiğiniz el ve vücut losyonu. Bildiğiniz gibi Marks & Spencer giysi ve iç çamaşırları dışında, ayakkabı, çanta, takı ve kozmetik gibi farklı tür ürünlerde de ürün yelpazesini geniş tutmayı başaran, sevilen markalardan birisidir. Bahsedeceğim ürünler, her zamanki gibi en çok ilgimi çeken kozmetik reyonundan, cilt bakımına yönelik fotoğraflarda görmüş olduğunuz bu ürünler. Uzun boylu, dışı deodorant kutusuna benzer, teneke materyalden yapılmış bu ürün , vücut pudrası, ama mis kokulusundan. Yanındaki, pompalı, plastik şişede ise el ve vücut losyonu var.

Farklı kokuların içinden ben en çok zambak kokulu olan bu ürünleri beğendim. Son derece yumuşak, hoş bir çiçek kokusu, hatta tamamen zambak kokusu sevenleri mutlu edecek bir kokusu var. Özellikle yaz aylarında kullanılabilecek hafif yapılı, hafif kokulu, çok zarif ürünler. Duştan sonra vücut losyonunuzla beraber aynı kokuda bu vücut pudrasını da kullandığınızda, koku daha kalıcı olacaktır. Vücut pudrası ise cildinize ipeksi bir yumuşaklık ve daha pürüzsüz bir görüntü kazandırırken, yazın sıcak günlerinde hem vücudunuzdaki teri emecek, hem de alerjik yapılı ciltlerin yaşadığı ürtikeri engellemeye yardımcı olacaktır. Severek kullanmaya başladığım bu vücut bakım ürünlerini bir daha alır mıyım? Evet. Bu yüzden, sizlere de tavsiye ediyorum. 

Sevgi ve neşeyle kalın...

7 Nisan 2013 Pazar

Saçlarda Işıltılı Görünüm Douglas HAIR STYLE & SHINE HIGH GLOSS SPREY Dramatic Shine Effect

Yaz gelirken saçlarımı hem Güneş ışınlarından korumak hem de ışıltılı görünümü elde edebilmek benim ve benim gibi saçlarını boyayan arkadaşlarım için önemli. Bunun için size Douglastan almış olduğum bu küçük, 130 ml spreyi tavsiye edeceğim. Bu tür ürünlerden daha önce de kullanmıştım. Birisi de gliss markasının saç parlatıcı spreyiydi ki kendisini çok severek kullandım. Özellikle saçlarımda bıraktığı o güzel koku beni kendisine hayran bırakan bir özelliğiydi. Bu spreyi ise ondan sonra aldım.

Bu spreyinde çok güzel bir kokusu olduğunu söylemeliyim. Saçlara parlaklık veriyor. Özellikle saçlarımı yeni yıkadığımda, uçlarda bir elektriklenme oluyor. O gibi durumlarda bu spreyden faydalanıyorum. Güneşli havalarda dışarıya çıkmadan önce, içerisinde UV koruması olduğu için özellikle sarı saçlarda saç uçlarına uygulamakta fayda var. Benim saçlarım normalden daha çabuk sönüyor, o yüzden bu spreyi saç diplerine uygulamamayı tercih ediyorum. çünkü yapısı itibariyle daha çabuk yağlanmasına sebebiyet veriyor. Eğer daha önce bu tip bir saç bakım ürünü kullanmamışlar ise özellikle boyalı veya kuru saçlar için çok daha kullanışlı olacağını düşündüğüm bu spreyi, benim gibi saçlarını açık renklere boyayan arkadaşlarıma da saç yapısı ince telli ve saç dipleri çabuk yağlanıyorsa saç boylarına uygulama için tavsiye ederim. Hepinize bakımlı ve güzel günler diliyorum...

Sprey kendisini şöyle tanıtmış,

Tüm saç tipleri için nefes kesici parlaklık etkisi sağlayan son aşama şekillendirici sprey! Antistatik etkili ve UV korumalı. Saçı şekillendirdikten sonra ortalama 20 cm mesafeden dairese
l hareketlerle kuru veya nemli saçın üzerine püskürtülür.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Enfes, Lezzetli, Pratik "Puff Tatlı" Tatlı Tarifi


Bambaşka bir konu ile karşınızdayım. Hep kitap, müzik, kozmetik olacak değil ya konumuz. Elbette hayatta taze taze yenilebilecek güzellikler de var. Bu pratik tatlının tarifini sevgili Edacığım verdi. Mutfakta böyle yaratıcı ve marifetli arkadaşlara sahip olup da blog da tarif vermemek ayıp olurdu. İsmini bilmediğim bu tatlıya Edanın da benzetmesinden ilham alarak "Puff tatlı" adını veriyoruum, verdim. 

Gereken malzemeler

1 Adet marketlerden alacağınız kakaolu pandispanya kek
2 Paket Kremşanti
1 Paket Kremole (Vanilyalı, isteğe göre damla sakızı ya da diğer çeşitleri de kullanılabilir. Burası sizin yaratıcılığınıza kalmış)
3 Su bardağı süt


Yapılışı

-Pandispanya kekiniz, paketinden ikiye bölünmüş halde çıkacak, siz her birini tekrar ikiye böleceksiniz. Toplamda 4 adet taban olacak. Bunun için uzun bir ekmek bıçağından faydalanabilirsiniz. Aksi halde eşit bölmek zorlaşıyor. 

-Daha sonra her birini bir su bardağının ağız kısmını üzerine kapatıp bastırarak daire halinde küçük parçalar oluşturacaksınız.     Artan kek parçalarını ise rondodan geçiriyoruz. 

-Ayrı bir yerde de 3 su bardağı sütle 2 paket kremşamti ve 1 paket kremoleyi mikserle çırpıp (ben hepsini aynı anda ekleyip direk çırptım), kremamızı hazırlıyoruz. Krema yoğun kıvamda olacak.

-Sonra küçük daire halindeki kek altların üzerine göz kararı birer kaşık hazırladığımız kremadan koyuyor üzerlerini ise rondodan geçirdiğimiz kek tozumuzla kaplıyoruz. Burada isteğe göre, hindistan cevizi ya da pasta süsleriyle de kaplayarak. Çocukluğumuzun o güzel puffları gibi görüntü elde edebilirsiniz. Ben yalnızca kek unundan faydalandım. 

Görüntülerden ilk yapışım olduğu için çok da muntazam olmadığını anlaya biliyorsunuzdur. Ama lezzeti çok güzel oldu. Hem hafif hem de neskafenize harika bir arkadaş. Şimdiden afiyet olsunnn...

Jan - Philipp Sendker - Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler


Bugün sizlere tanıtmak istediğim kitabım, Jan-Philipp Sendker ' in "Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler ve Yalnızca Diğer Yarımız O Sesi Duyar" isimli kitabı, kitabın adından da anlaşıldığı üzere son derece duygusal ilerleyen, gerçek aşkı konu alan bir kitap. Hatta ağlatabilir yoğunlukta yazılmış (laf aramızda beni ağlattı), betimlemeler çok güzel. Bir film izler gibi, o anı yaşar gibi okuyorsunuz. Uluslararası Bestseller den olmuş bu kitabın yakında filminin de çekileceğine inanıyorum. Ama bir kitap her zaman filminden daha değerlidir bana göre. Çünkü o size kendi filminizi yaratma şansı tanır. Anlatımı size bu imkanı tanıyor. Ben diline bayıldım. Elbette çevirisine de bayıldım, duyguyu hiç yitirmeden, o ince tel üzerinde, insanı yormadan, boğmadan, hissettirerek yazılmış. Hatta normalde biraz arabesk gelebilir size bir aşk romanı okumak ama sizi temin ederim bu kitapta bir aşktan fazlasını bulacaksınız. Maneviyatın önemine, varlık ve yokluğun göreceli oluşuna. New York metropol ünden Burma' ya kadar uzanan bir yolculuğa, ve yıllar yıllar önce Burma'dan New York' a uzanan bambaşka bir yolculuğa bizzat tanıklık ediyorsunuz. Öyle içindesiniz ki, kokusunu duyuyor. Sesleri işitiyorsunuz. Tin Win ve Mi Mi nin hikayesini okurken, bu gibi insanların zenginliğinin, kuvvetinin, sahip oldukları değerlerin nerelerden beslendiğini, insanın doğasını ve yaşama anlam katan şeyleri bir kez daha düşünme, irdeleme şansı buluyorsunuz. 300 sayfalık bu kitabı 5 gün önce okumaya başlayıp, 3,5 gün önce bitirdim. Masal gibi, şiir gibi. Özellikle konuya hemen giriş yapılsın, sürükleyici olsun, hızlı ilerlesin, yormasın ve tabi güzel şeyleri konu alsın istiyorsanız bu kitap tam size göre. Şahsen ben, çok da tarzım değil ama hadi bir okuyayım diye elime aldığım bu kitabı, çok severek bir çırpıda okudum. İyi ki almış, okumuşum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabın arka kapak yazısının fotoğrafını yerleştirdim fakat okunmuyor. Bu yüzden yazıyorum.
Şöyle ki,

Başarılı ve ünlü bir avukat olan babası tam da Julia'nın fakülteden mezun olduğu günün ertesi sabahı ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Birkaç yıl sonra ise annesi şans eseri bulmacanın bir parçasını bulacaktır - Mi Mi adlı gizemli bir kadına 40 yıl önce yazılmış ama gönderilmemiş bir mektup. 




Babasının geçmişindeki gizemi çözme isteğiyle Julia kariyerini ve önünde onu bekleyen hayatı bir kenara koyar ve Mi Mi nin bir zamanlar yaşamış olduğu yere gider. Yolculuğu onu doğunun esrarengiz bir bölgesine, küçük bir dağ kasabasına götürür. Orada babasını tanıyan ve kendisi hakkında da inanılmaz şekilde bilgi sahibi olan bir adamla karşılaşır. Merakına teslim olarak onunla her öğleden sonrası buluşup ondan babasının gençliği hakkında şaşırtıcı hikayeler dinler - çocukken kör olmuş, manastırda yetiştirilmiş ve hepsinden öte oralı bir kıza delice bir tutku beslemiştir.



Amerika, Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Japonya, Sırbistan, İsrail ve Hırvatistan'da sadece, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle yüz binlerce sattı, en çok konuşulan kitaplardan biri oldu.

Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum. Sevgilerle...

4 Nisan 2013 Perşembe

Bebe - Siempre Me Quedará (Yine çok Güzelll)

Ankaranın bu kapalı, yağmurlu bahar havasına ne güzel eşlik eden bir parça. Bebe'nin şarkıları çok güzel ama tu silencio 'dan sonra özellikle Siempre Me Quedara başka güzel. Bebe, İspanyol bir müzisyen. 1978'de Valensiya İspanya'da doğmuş. Ailesi de müzisyen olan Bebe müzikle iç içe büyümüş. 2004 yılında Pafuera Telarañas albümüyle 2005 Latin  Grammy ödülleri' nde "en iyi yeni sanatçı" ödülünü alarak uluslararası üne kavuşmuş. Bu çok güzel şarkı da yine bu albümden. Şu ana dek bildiğim kadarıyla 2 albümü var. Bu şarkı ilk albümünün bir parçası. Çok sevdiğim güne yakışır bu şarkıyı sizlerle paylaşmak için biraz acele ediyorum. Umarım bu şarkı size de şu an iyi gelecek. Herkese sıcacık sevgiler.

BIODROGA Blusher - Flamingo ' Mercan (Coral) Renkli En Sevilen Allık'




Herkese merhaba, yine yağmurlu, karanlık bir Ankara. Ben ne kadar sevsem de bu havaları, artık yazın o aydınlık, sıcak günlerini özledim. Bugün de yeni bir allık tanıtımı yazımla karşınızdayım. Biodroga, cilt ve makyaj ürünleri olan fakat ülkemizde fazla yaygın olmayan bir kozmetik markası. Ben bu allığı epey uzun bir zaman önce butik bir kozmetikten almıştım. Çünkü rengine bayıldım. Her zaman her yerde bulamayacağımı düşünerek bir tane edindim. En parlak en renkli ve en değişik renkli olan fotoğraflarda görmüş olduğunuz rengini tercih etmiştim. Tabi ben renk belli olsun diye (daha önceki tanıtım yazımda pek anlaşılır çıkmamıştı renkler, bunu sonradan fark ederek) biraz yoğun uyguladım.Diğer renkleri başka markalardan da kolaylıkla bulabiliyorken bu rengi yakalamak her zaman kolay olmuyor. Turuncu değil, kırmızı değil, pembe değil. Son derece canlı bir mercan (coral) rengi, içinde hiç ışıltı yok, tamamen mat. Adına flamingo demişler. Hafif bir parlatıcı uyguladığınız dudaklarınızla, hafif göz makyajınızla, pürüzsüz tene son derece güzellik katan bir allıktır kendileri. Net 6 gr biraz az gibi gözükebilir size,ama rengini gayet güzel veren ve tozutmayan, iyi yapılı bir allık için miktar pek de önemli olmuyor. Ben uzun zamandır kullanmama rağmen, gördüğünüz gibi yeni yeni yarıladım. Gerçi hiç birimiz tek bir allıkla yetinmiyoruz. Her zaman alternatiflerimiz olduğu için, arada bir ancak kullanıyoruz. Hal böyle olunca da her şey gibi makyaj malzemeleri de bayatlıyor, yapısı bozuluyor veya son kullanma tarihleri geçiyor. Bütün bu nedenlerden dolayı az olmaları benim için bir önem teşkil etmiyor. Önemli olan yönü  işini iyi yapması, cildime zarar vermemesi. İşte bu allığım da tam o türden, aldığım günden beri hep sevgi beslediğim bir allıktır. Dış görünüşü de en az içi kadar güzel, kaliteli. Altın rengi, metal, oldukça şık bir kutuda, içinde kocaman bir aynası ve güzel bir minik fırça mevcut. Fırçası da kaliteli, ben genellikle kendi allık fırçalarımı tercih etsem de gerektiğinde rahatça kullanabileceğim türden kullanışlı bir fırça. Tam çantada taşımalık. Bir daha alır mıyım? Kesinlikle evet. Hatta farklı renklerine de daha dikkatle bakar, yine ilgimi çekmezlerse yine flamingo rengini alır çıkarım. Allık meraklısı arkadaşlarıma da ısrarla tavsiye ediyorum. bir göz atmalarında fayda var.

2 Nisan 2013 Salı

The Body Shop - Hindistan Cevizi Parfüm Yağı (Perfume Oil Huile De Parfum - Coconut/ Noix de Coco)


The Body Shop her zaman mis gibi kokusuyla hangi mağazası olursa olsun beni kendine davet etmiştir. Hiç bir şey almasam da içinde sadece gezmek, yeni ürünleri görmek,o güzel kokuları duymak için bile uğrarım. Birbirinden çok farklı ama bir o kadar da güzel bin bir çeşit güzel kokuya hiç bir zaman karşı koyamadım. Yine böyle günlerden birinde hep merak ettiğim parfüm yağlarından birini aldım. Kendisi mini mini, sevimli bir şişede 15 ml,  zaten parfüm yağı olduğu için çok az kullanmak yeterli oluyor. Kapağının altından parfüme doğru uzayan ince bir plastik çubuk var. Parfümü bunun yardımıyla, boynunuza, kulak arkalarına, dekolte bölgelerine ve bileklerinize uygulayarak kullanabiliyorsunuz. Benim kullandığım hindistan cevizi kokusu, bana yazı, denizi güneşi anımsatan bir koku, güneş losyonlarının kokusuna benzetiyorum bu kokuyu. Bu yüzden daha çok yaza yakıştırdığım hafif ama kalıcı bir koku.Başka bir güzel tarafı da, tam çanta boyunda ve kapağı çok sağlam, kesinlikle akma, sızdırma yapmayacak şekilde tasarlanmış. Önümüz yaz olduğuna göre, böyle bir kokuyu kim istemez ki, parfüm yağı olmasının bir avantajı da kozmetik dışı kullanıma da uygun olması. Buhurdanlık la evinize güzel kokular yaymak için de bu parfüm yağlarından faydalanabilirsiniz.Parfüm yağlarının parfümleri ve body mistleri de var.Daha önce body shop body mist lerden de denemiştim. Ama ondan memnun kalmamıştım. Hatta açtıktan kısa bir süre sonra koku tazeliğini çabuk yitirdiği için olsa gerek severek kullanamadım. Benimkisi vanilya kokusuydu, bitirebilmek için resmen çaba sarf ettim diyebilirim. Bu parfüm yağı ise onda bulamadığım güzelliklere sahipmiş meğer. Koku ilk gün ki kadar taze ve güzel. İçimi baymıyor. Ağır durmuyor. Çok severek kullandığım bu ürünü, benim gibi güzel kokulara meraklı arkadaşlarıma tavsiye ederim.



1 Nisan 2013 Pazartesi

Pure Beauty - Youth Restore Day Cream With Black Pearl

Sıradaki yazı, Pure Beauty günlük nemlendirici krem, öncelikle ambalajının çok şık olduğunu söylemeliyim. Siyah ama içerisinde renkli simler barındıran, ışıkta pırıl pırıl parlayan bir ambalajı var. Krem bitmiş olmasına rağmen belki farklı zamanlarda kullanabilirim diye atmaya kıyamadım. Kremin üzerinde with black pearl yazıyor. Yani siyah inciliymiş. Sabahları yıkayıp, toniklediğiniz temiz cildinize masaj yaparak uyguluyorsunuz. Gün içerisinde gereken nemi bu cici krem karşılıyor. Tabi cilt tipi de önemli, ben karma cilt yapısına sahip biri olarak çok severek kullandım, aynı şekilde kardeşim de ki her kremi sevmez, o da bu kremden kullandı ve o da sevdi. Kremimizin rengi beyaz, kıvamı losyon gibi hafif, cildi yormayan, yağsız, emilimi güzel bir yapısı var. Özellikle karma cilde sahip kişilerin severek kullanabileceğini düşünüyorum ayrıca kokusu da güzel. Kremimiz Watsons larda satılıyor. Bir daha alır mıyım? Evet. Cildinizi nemlendirmek için farklı bir seçenek olarak bu güzel kremi de düşünebilirsiniz. Ayrıca bildiğim kadarıyla, göz çevresi, maskesi gibi farklı ihtiyaçları da karşılayan bir seri. Özellikle cilt bakımını set halinde kullanmak isteyenlere de bu açıdan hitap ediyor. Yeni yazılarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın.