6 Nisan 2013 Cumartesi

Jan - Philipp Sendker - Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler


Bugün sizlere tanıtmak istediğim kitabım, Jan-Philipp Sendker ' in "Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler ve Yalnızca Diğer Yarımız O Sesi Duyar" isimli kitabı, kitabın adından da anlaşıldığı üzere son derece duygusal ilerleyen, gerçek aşkı konu alan bir kitap. Hatta ağlatabilir yoğunlukta yazılmış (laf aramızda beni ağlattı), betimlemeler çok güzel. Bir film izler gibi, o anı yaşar gibi okuyorsunuz. Uluslararası Bestseller den olmuş bu kitabın yakında filminin de çekileceğine inanıyorum. Ama bir kitap her zaman filminden daha değerlidir bana göre. Çünkü o size kendi filminizi yaratma şansı tanır. Anlatımı size bu imkanı tanıyor. Ben diline bayıldım. Elbette çevirisine de bayıldım, duyguyu hiç yitirmeden, o ince tel üzerinde, insanı yormadan, boğmadan, hissettirerek yazılmış. Hatta normalde biraz arabesk gelebilir size bir aşk romanı okumak ama sizi temin ederim bu kitapta bir aşktan fazlasını bulacaksınız. Maneviyatın önemine, varlık ve yokluğun göreceli oluşuna. New York metropol ünden Burma' ya kadar uzanan bir yolculuğa, ve yıllar yıllar önce Burma'dan New York' a uzanan bambaşka bir yolculuğa bizzat tanıklık ediyorsunuz. Öyle içindesiniz ki, kokusunu duyuyor. Sesleri işitiyorsunuz. Tin Win ve Mi Mi nin hikayesini okurken, bu gibi insanların zenginliğinin, kuvvetinin, sahip oldukları değerlerin nerelerden beslendiğini, insanın doğasını ve yaşama anlam katan şeyleri bir kez daha düşünme, irdeleme şansı buluyorsunuz. 300 sayfalık bu kitabı 5 gün önce okumaya başlayıp, 3,5 gün önce bitirdim. Masal gibi, şiir gibi. Özellikle konuya hemen giriş yapılsın, sürükleyici olsun, hızlı ilerlesin, yormasın ve tabi güzel şeyleri konu alsın istiyorsanız bu kitap tam size göre. Şahsen ben, çok da tarzım değil ama hadi bir okuyayım diye elime aldığım bu kitabı, çok severek bir çırpıda okudum. İyi ki almış, okumuşum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabın arka kapak yazısının fotoğrafını yerleştirdim fakat okunmuyor. Bu yüzden yazıyorum.
Şöyle ki,

Başarılı ve ünlü bir avukat olan babası tam da Julia'nın fakülteden mezun olduğu günün ertesi sabahı ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Birkaç yıl sonra ise annesi şans eseri bulmacanın bir parçasını bulacaktır - Mi Mi adlı gizemli bir kadına 40 yıl önce yazılmış ama gönderilmemiş bir mektup. 




Babasının geçmişindeki gizemi çözme isteğiyle Julia kariyerini ve önünde onu bekleyen hayatı bir kenara koyar ve Mi Mi nin bir zamanlar yaşamış olduğu yere gider. Yolculuğu onu doğunun esrarengiz bir bölgesine, küçük bir dağ kasabasına götürür. Orada babasını tanıyan ve kendisi hakkında da inanılmaz şekilde bilgi sahibi olan bir adamla karşılaşır. Merakına teslim olarak onunla her öğleden sonrası buluşup ondan babasının gençliği hakkında şaşırtıcı hikayeler dinler - çocukken kör olmuş, manastırda yetiştirilmiş ve hepsinden öte oralı bir kıza delice bir tutku beslemiştir.



Amerika, Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Japonya, Sırbistan, İsrail ve Hırvatistan'da sadece, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle yüz binlerce sattı, en çok konuşulan kitaplardan biri oldu.

Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum. Sevgilerle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder