30 Mayıs 2013 Perşembe

Güzel mi Güzel Cici Defterim ve Yeniden Canlanan Günlük Tutma Heyecanı


Merhabalar, bugünün konusu, Gratis alışverişlerimden birinde almış olduğum bu güzel defter. Her birinin üzerindeki resim çok güzel ve eğlenceli olan bu defterlerden ben de aldım. Neden bilmem görür görmez sevdim bu defteri. Evde onlarca defter,ajanda çalışma odasında kullanılmayı beklerken ben yine duramadım. Hemen kendime bir bahane buldum. Evet ben bu defteri alıp günlük yapacaktım. Böylece yıllar önce bıraktığım 'iyi midir, kötü müdür hala karar veremediğim' bu alışkanlığı, belki de yeniden kazanırdım. 

Neyse ki bu heveslerle kendimi inandırıp aldığım bu güzelim defter, bir köşede 'çalışma masamın üzerinde' beni beklemeye başladı. Günlerce o bana baktı ben ona. Her gün, özellikle de dışarıda geçirdiğim günlerin sonunda, eve döner dönmez, sıcacık çayımı alıp, başına geçip, bütün duygularımı yazmanın hayalini kurmaya başladım. Eve döndüğümde, ya da gün sona erdiğinde ise hep yorgundum ve zaten bütün gün göremediğim eşimle vakit geçirmek daha doğruydu. Yazmak için yalnızlaşmak gerekiyordu. Ne ben kendimi yalnız bırakabiliyordum. Ne de yalnızlıklarımın kıymetini biliyordum. Nasıl olmuştu da bu hale gelmiştim.

Tutkunun olduğu yerde özgürlük, özgürlüğün olduğu yerde de tutku mu eksik kalmıştı. Etrafında kocaman bir Dünya varken içine sığamayıp kendine ufacık ama özgür bir Dünya yaratma çabasına ne olmuştu. Ben o çabayı severdim bir vakit.

Oysa kendi hikayemi yakalamaya, kendimle karşılaşmaya, içimden gelenleri dinlemeye nasıl çok ihtiyacım var. Bahane yorgunluklar. Tutku mu o da kim? Özgürleştikçe tutku uçmuş gitmiş. Oysa yazmak değil midir bütün yorgunluğu alan, bizi kendimize emanet edip ruhu doyuran... Nasıl oldu, kim yaptı bilmem. 
Unutmuşum...
Hatırladım...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder