27 Haziran 2013 Perşembe

Nestlé NESFIT "Yeni Bir Sen" ile yaza hazırlanın Koton'dan yeni bir gardırop kazanma şansı yakalayın

Nestlé® NESFIT® yaza girerken kadınlar için mükemmel bir program başlattı. Nesfit®, “Yeni Bir Sen” programıyla yaza sağlıklı ve bakımlı girmek isteyenleri hem yaza hazırlıyor hem de Koton’dan gardıroplarını yenileme fırsatı sunuyor. 1 Mayıs - 19 Temmuz tarihleri arasında www.facebook.com/nestlenesfit.tr adresine girenler, “Yeni Bir Sen” programı kapsamında dengeli beslenme, saç ve cilt bakımı, moda ve stil gibi konularda pek çok  ipucunu bir arada buluyorlar.













İlk şanslı Nesfit tüketicimiz, Nestle Nesfit Yeni Bir Sen Programı    kapsamında yepyeni bir güne uyandı ve kendisine özel sağlıklı beslenme, spor ve güzellikle ilgili tüyolarını konunun uzmanlarından dinledi.

Türkiye’nin en çok tercih edilen kahvaltılık gevrekleri Nestlé® NESFIT® Tam Tahıllı Kahvaltılık Gevrekler, 1 Mayıs’ta başlayan “Yeni Bir Sen” programında bir dizi etkinlik başlattı. Kampanya sağlıklı beslenme için ipuçları sunmanın yanısıra her zaman her yerde kolaylıkla yapılabilecek egzersizleri de içeriyor. Bütün bu çabanın ödülü ise; Koton’dan yepyeni bir gardırop!

Kampanyaya katılan 10 kişi Koton’dan 1500 TL’lik hediye çeki ve Koton’un stil ve trend danışmanları ile beraber stilini belirleme fırsatı yakalıyor. 19 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleştirilecek çekilişe başvurmak için NESFIT® Tam Tahıllı Kahvaltılık Gevrek paketlerinden çıkacak numaraları 5818’e SMS atmak
veya www.facebook.com/nestlenesfit.tr adresine girmek yeterli.  Ayrıca, Haziran ayı boyunca her hafta Facebook üzerinden gerçekleştirilecek çekilişlerde katılımcılar, NESFIT® ürünleri ve Koton’dan hediye kazanma şansı da yakalayabilecekler.

www.nesfit.com.tr    www.facebook.com/nestlenesfit.tr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

26 Haziran 2013 Çarşamba

Murat Menteş - Ruhi Mücerret

Merhaba arkadaşlar, son zamanlarda okuyup çok beğendiğim bir kitabı daha sizlerle paylaşmak isterim. Ruhi Mücerret 100 yaşındaki bir adamın penceresinden, ve onun esprili dilinden anlatılan farklı ve çok eğlenceli bir kitap. Beni hiç sıkmayan, tamamen içine çeken bir kitap oldu, kurgusuyla da anlatım diliyle de farklı bir şey yaşattı. Özellikle kelime oyunlarına, isimlere ve hikayenin akışına bayıldım. Avni Vav karakterini çok sevdim. Civan Kazanova bölümüne geldiğinizde, hikaye onun dilinden devam edecek ve bütün taşlar yerini bulacak. Kesinlikle yorucu bir kitap değil. Kafa dağıtmak için ideal. Murat Menteş' in diğer kitaplarını okumamıştım ama anlatım dili çok hoşuma gitti. Bu nedenle diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Gülerek okuduğum bu kitabı sizlere de tavsiye ediyorum. Kitabın arka kapak yazısı  ise şu şekilde,


Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varımın yazarı Murat Menteşten doludizgin bir roman daha!

Sıkı tutunun!

İstiklal Harbinin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİyi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAVdan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLALe, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİyi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİden kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZANı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?
İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?
Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende
trenler gemilere çarpıyor.
İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Ölüler diriliyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor.
Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

"100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!"
Emrah Serbes

25 Haziran 2013 Salı

Venedik Verona Garda ve Milano



Merhaba arkadaşlar İtalya gezisinin son yazısını şu anda yazıyorum. O nedenle geriye kalan yerleri bir başlık altında toparlamaya karar verdim. Her zaman söylediğim gibi detaylı bilgi isteyen arkadaşlarım olursa blog sayfasının altında bulunan www.tazeseyler@gmail.com adresinden bana ulaşıp sorularını iletebilirler.


Venedik, rüya şehir venedik e vardığınızda, öncelikle ana kara da bulunuyorsunuz. 118 ada üzerine kurulu bu şehrin merkezine varabilmek için düzenli olarak vaporetto denilen vapur seferleri var. Vaporettolarla şehre geldiğinizde yol boyunca yürüyoruz. Sık sık gondolları ve gondolcuları görüyoruz. Buralara kadar gelmişken mutlaka bir gondol turu yapmalısınız. Yaklaşık 20-30 dk ya da çok çok 40 dk sürüyor ve 80 euro civarında. Pazarlık da yapılabilir ama indirim yaparlarmı bilemiyorum çünkü burası çok turistik ve pahalı bir yer. Ayrıca gondoldan gondola farklarda var bazıları daha büyük ve gösterişli bazıları biraz daha sade ama hepsi siyah renkte oluyor çünkü zorunluymuş. Bunun dışında anlaşmanıza göre bazılarında müzik ve şampanya ikramları da var. Kocaman ve çok güzel bir meydanı var ismi San Marco, etrafında güzel kafeteryalar var. ve harika canlı müzik yapıyorlar. Meydanda çok sayıda güvercin var. Ayrıca meydanda San Marco Bazilikası var içerisi de gezilebilir. Venedik de Dükler sarayı da venedik'in güç ve şöhret sembolü olarak bilinir ve gezilecek yerler arasında yer alır. Venedik de hem dükkanlarda hem de tezgahlarda çok sayıda maske satılıyor. Bu maskelerin hikayesi de yine Venedik'in tarihinden geliyor. Hediyelikler çok pahalı, maskeler de öyle ama hatıra olsun diye ben bir iki tane küçük maske aldım. Maske satan dükkanların vitrinleri bile seyretmeye değer. Ara sokaklarda harika dükkanlar var. Bunlardan birisi olan, Max Art Shop da çok güzel ama tuzlu olan harika hediyelikler var. Ayrıca Venedik den Bruno ve Murano adaları na da seferler oluyor. Buraları da gidip gezebilirsiniz. Oralarda da cam hediyelikler çok meşhur. Gitmezseniz de bu camlardan Venedikteki satıcılarda ve dükkanlarda da bulabilirsiniz. Bana çok da özellikli bir şey gibi gelmedi ama yine de bir tane küçük hatta minik cam gondol biblosu alıverdim.


Ne yesek, burada çok cici restoranlar var. Hem keyifli hem de şık. Venedikte şöyle bir turlatıp, gondol gezinizi de yaptıktan sonra bu restoranlardan birinde hem karnınızı doyurup hem de dinlenebilirsiniz. Bizim gittiğimiz restoran da çok güzel yenmekler vardı. Biz de makarna yedik ve memnun da kaldık. İsmi Chat qui zit, amblemi kedi şeklinde. Buralarda kedi suratı çok kullanılıyor nedenini bilmiyorum ama kedi suratlı oyuncak bebekler, kedi suratı maskeler çok sık gördüğüm ve dikkatimi çeken şeylerdi.

Verona ve Garda, Garda Kuzey İtalya Bölgesinde bulunan en büyük göllerden biri. Buraya daha yaklaşırken harika bir hava nefis bir doğa sizi karşılıyor. Yazlık gibi evler var ve lüks bir yer. Bizdeki tatil yörelerini anımsatıyor. Bu gölde yüzülebiliyor.Garda gölü Sirmione köyünde ve köy çok tatlı güzel bir doğaya sahip, çok güzel dükkanlar var, çok güzel dondurmacılar var. Ayrıca hesaplı da bir yer. Buradan da çok güzel hediyelikler bulabilirsiniz. Buradan Verona ya direk ulaşım var. 1-1,5 saatlik bir yolun ardından aşıklar şehri olan Verona ya ulaşabilirsiniz. Burada dünyanın en büyük aşk hikayesine konu olan Romeo ve Jülyet'in evini, Romeonun Jülyete aşkını ilan ederek altında serenat yaptığı balkonu görebilirsiniz. Burada aşk kilitleri satılıyor 5 euro civarında demir parmaklıklara siz de aşkınızı kilitleyebilirsiniz. Bunun nasıl bir anlamı var bilmiyorum ama her şeyin de ticarete dökülmüş olmasından duyduğum rahatsızlıkla ben almadım. Ayrıca oraya gelip giden çiftler de eve geçen alandaki duvara aşklarını, isimlerini kalp içine alarak ölümsüzleştirmeye çalışmışlar. Bu da yine bana anlamsız geldi. Herneyse bahçede julyetin heykeli var. Onu okşamak ve yanında fotoğraf çektirmek keyifli, ona el sürmek aşkta şans getiriyormuş muş muş. Ayrıca yönetimin nereden olduğunu belirleyen bir balina kaburgası da şehirde yüksek bir kemere asılı olarak duruyor. Manzarası ve gezmesi keyifli bir şehir olan Verona hem turistik hem de kalabalığına rağmen huzurlu bir şehir. Burada güzel vakit geçirmek mümkün. Çok da güzel mağazalar var. Alışveriş için de uygun bir yer cadde üzerinde Kiko ve Sephora var. Rayban dan çok güzel ve uygun fiyata gözlükler alınabilir. Çok güzel mayo ve bikini mağazaları ve giyim mağazaları da var.


Milano, çok büyük bir şehir. Şehrin girişinde çok sayıda fabrika var. Moda yönünden Dünyanın merkezi haline gelmiş olan bu şehrin resmi bir duruşu var, gotik yapıların hakim olduğu, çok pahalı giyim dükkanlarının, ünlü markaların yer aldığı çok şık sokakları, şık kapalı çarşısı, şehrin göbeğindeki gotik yapıdaki Duomo katedrali, ortaçağın en büyük alışveriş merkezi La Galeria gezilmesi ve görülmesi gereken yerler arasında. İtalya da insanlar genel olarak çok şık. Uyumlu şeyler giyiniyorlar. Görünüşlerine dikkat ediyorlar. Milano da ise bu biraz daha bariz biçimde öne çıkıyor. Sokaklar temiz ve düzenli ayrıca çok şık restoranlar var. Yollarda çok lüks arabalar görüyorsunuz. Herşey lüks ve pahalı, düzenli olarak fuarların yapıldığı, iş merkezi haline gelmiş büyük bir şehir. Turistler için de düzenli panaromik turların yapıldığı üstü açık renkli otobüslerden burada da var. Meydandan hareket eden bu otobüslere binerek de Milanoyu gezebilirsiniz. Bu şehri de mutlaka gezip görmenizi tavsiye ederim. İtalya gezi yazılarımı burada noktalıyorum. yeni yazılarda görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın...

Napoli ve Pompei

Merhaba arkadaşlar, öncelikle fotoğrafların hepsi Pompei den, Eğer Napoli ye giderseniz mutlaka Pompei ye gidin çünkü Pompei Napoli ye bağlı bir yer, hatta Napoliye gitmeseniz de Pompei ye gidin.

Pompei, burası tarihte Roma imparatorluğunun en önemli şehirlerinden birisiymiş. M.S. 79 da Vezüv yanardağı nın patlamasıyla, lavlar altında kalan bir yer. Yaklaşık olarak 20.000 nüfuslu olan bu yerde bulunan ölü sayısı yaklaşık 2000 çünkü bir kısmı sarsıntılardan dolayı daha öncesinden şehri terk etmiş. Geriye kalanlarsa volkan dan çıkan zehirli gazlar yüzünden bir kısmı boğularak can vermiş geri kalanıysa o an ne iş yapıyorsa o şekilde lavlar altında kalarak taşlaşmış. Burayı gezdiğinizde Pompei nin döneminin çok zengin ve gelişmiş bir yer olduğunu ve Pompeililerinde son derece gelişmiş bir millet olduklarını görebiliyoruz. Sürgülü dükkan kapıları, hamamları, 3 boyutlu döşemeleri. yere döşenmiş ışık yansıtıcı taşları, yaya geçitleri, tek yön levhası ve şu an aklıma gelmeyen daha bir çok şeyi pompeililer bulmuş. Duvarlara kazılı seçim afişleri bile var. Temiz su ve atık suyu birbirinden ayıran boru hatları. O devirlere göre inanılır gibi değil. Pompei ye bir rehber eşliğinde gitmenizi ve adım adım gezmenizi öneririm. Son derecede etkileyici bir yer.


Ne yesek, Bu tarihi kentten çıkınca burada pek bir şey yememenizi öneririm çünkü çok pahalı bir yer. Mümkünse karnınızı Napoli de doyurun. Özellikle napoliten pizzayı burada yemenizi öneririm. Ayrıca makarna ve çeşitli hediyeliklerinizi de Napoli den alabilirsiniz. Diğer yerlere nazaran biraz daha uygun fiyatlı bir yer. Burası da bir liman kenti ama diğer şehirlerden daha güzel olduğunu söyleyemem. Daha ticari bir yer ama gezilip görülmesinde fayda var.

Roma

Merhaba arkadaşlar, gezi yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Bugün sizlere Roma dan bahsedeceğim. Roma İtalya da en beğendiğim şehir oldu. Hem şehrin büyüklüğü hem de dokusu enfes biçimde örtüşmüş. Nereye dönseniz ayrı bir güzellikle göz göze geliyorsunuz. Biz Roma da yalnızca 3 gün kaldık ama bize yetmedi. Doğrusu Roma yı doğru düzgün gezmek gerekir ve bunun için de orada en azından 1 haftanızı geçirmeniz gerekir. Yoksa çok aceleyle de görülmesi gereken her şeyi bir görevmiş gibi hızlı hızlı gezip bitirmek de mümkün ama ben ondan bahsetmiyorum. Roma da gördüklerinizi özümseyerek gezmek ve gördüklerinizin tadını çıkarmak gerek. Şahsen ben aşk çeşmesinde özellikle Roma ya bir kez daha gelmek için dilek tuttum. Çünkü zaman tadını çıkarmaya yetmemişti ve Roma yı çok sevmiştim. 

Roma da ulaşım, Roma da ulaşım için özellikle turistlere yönelik Romapass card satılıyor. Sarı küçük defter şeklinde bir ambalajda ve içerisinde ufak boy bir harita ve rehber var. Ama her yerde satılmıyor. Bazı yerlerde büfe biçiminde turist bilgilendirme noktaları var. Buralarda akşam 19:00 a kadar bu kartı satın alabilirsiniz. Kartın fiyatı 35 euro, Evet biraz pahalı ama bu kart size colleseum da dahil olmak üzere 2 müzeye ücretsiz ve hızlı giriş sağladığı gibi 'çünkü romapass girişleri ayrı yerden ve uzun kuyruklar oluyor', 3 gün süreyle de bütün toplu taşıma araçlarına ücretsiz binebilmenizi sağlayacaktır. Çok avantajlı çünkü gezilmesi gereken yerlerin girişleri zaten 10-15 euro arasında değişiyor. Ama müzelerin içlerini gezecek kadar zamanınız yoksa ya da bundan keyif almıyorsanız adım adım yürüyerek Romayı gezmek de mümkün. Çünkü tarihi bölgede mesafeler birbirine çok yakın olduğundan sürekli taşıta ihtiyaç kalmayacak.

Görülmesi gereken yerler, Colleseum, aşk çeşmesi 'Fontana di Trevi', İspanyol meydanı ve İspanyol merdivenleri, Pantheon, San Pietro meydanı ve klisesi, Forum Meydanı, heykel ve çeşmeleriyle ünlü Novana meydanı, Venezia Meydanı, buralara elinizdeki haritalar yardımıyla bu görülecek yerleri çok rahat bulabilirsiniz. Mc Donald's da sunulan haritalar da çok nefis. Görselleriyle yön bulmayı daha da kolaylaştırıyor ve kocaman, eğer zamanınız varsa 1 tam gününüzü mutlaka Vatikan'a ayırın ama çarşamba günleri gitmeyin çünkü papa nın halkı kabul günü olduğu için hem çok kalabalık hem de içeriye giremiyorsunuz. 

Alışveriş, Roma turistik ve büyük bir şehir olduğu için hediyeliklerde çok çeşitli alternatifler var. Ama müze girişlerinde satılanlar genellikle daha pahalı oluyor. İtalya da insanlar genel olarak pazarlığa açık. Termini çevresinde uygun fiyatlı hediyelikler bulabilirsiniz. Yine Colleseum çevresinde de uygun fiyatlı tezgahlar mevcut.Eğer Roma da daha da çok zamanınız olursa 1 tam gününüzü de Castel Romano adındaki outlet center için ayırın. Buraya gitmek için İstasyonun yani Termini arkasından servisleri var yanlış hatırlamıyorsam 10:00, 12:30  da hareket saatleri. Dönüş için ise 17:00 ve en son 20:00 de dönüş servisleri var. Bu servisler ücretli 13 euro servis ücreti var, şehirden yaklaşık 50 km uzaklıkta bulunuyor. Burada da dünyaca ünlü markaların outlet mağazaları var. Ürünleri %30 ve %70 arasında indirimli olarak satın alabiliyorsunuz ama zaten dünyaca ünlü oldukları için %70 indirimde dahi pahalı ürünler. Ama spor mağazaları, deri ayakkabı çanta mağazaları ve kozmetik için özellikle istediğiniz dünyaca ünlü markaların ürünleriyse çok iyi bir alışveriş mekanı, ayrıca insanı hiç yormuyor çünkü avm şeklinde değil de yan yana dizilmiş butik mağazalar şeklinde alışveriş için keyifli bir yer.

Ne Yesek, Roma da özellikle Vatikan ın çevresindeki pizzacıların çok çok nefis pizzaları var. Bunlardan yemenizi öneririm. Ayrıca Roma ya gidip de roma dondurması yemeden dönmek olmaz. Özellikle aşk çeşmesinin karşısındaki dondurmacıdan alacağınız dondurmanızı çeşmenin etrafında oturarak afiyetle yedikten sonra dileklerinizi suya atıp, hem dinlenmiş hem de mutlu olarak oradan ayrılabilirsiniz.


21 Haziran 2013 Cuma

Siena ve San Gimignano

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere anlatacağım bölge İtalya'nın özellikle sanat ve mimari açısından güzide bir şehri olan Siena ve bir ortaçağ kasabası olan San Gimignano

Siena ya gitmek için biz Montecatini de tren istasyonundan biletimizi siena için aldık. Aynı biletle trenimizden Floransa da inerek aktarma yaptık. Floransa ya yaklaşık 1 saat sonra varıyoruz. Buradan Siena ise 2 saat sürüyor. Yani biz 9:30 da Montecatini den trene bindik ve saat12:30 da Siena daydık. Şehir yine hemen hemen bütün İtalya şehirlerinde olduğu gibi eski şehir ve yeni şehiri birbirinden ayıran sur ve kapılara sahip. Tren istasyonu çok ilginç bir biçimde şehrin çok aşağısında kalıyor. Trenden inip ne yöne gideceğinizi şaşırabilirsiniz. İstasyonun hemen karşısındaki alışveriş merkezinin içerisinden şehre doğru bir geçiş var. Biz burasını tercih ettik. Yaklaşık 5 yürüyen merdiven çıktıktan sonra çıkışa ulaştık. Daha sonra çıkıştan sola doğru eğer bir haritanız varsa yardımcı olacaktır ya da sorarak ve diğer turistleri takip ederek de yolu bulmanız mümkündür ama ben yine de hatırlatayım sola doğru yol boyunca yürüyoruz. Bu eski şehire geçişin olduğu büyük kapıları göreceksiniz. Sonra görülmesi gereken yerlere ulaşıyorsunuz. Siena rüya gibi bir şehir, insanı etkileyen, içine çeken bir yer. Daracık sokaklar,tarihi yapılar, şirin restoranlar, sanat, çok samimi, mutluluk veren bir yer. 



Görülecek Yerler, şüphesiz ki öncelikle Duomo Katedrali, müthiş güzellikte bir katedral, üstteki fotoğrafta görülen beyaz yapı. Buranın içini mutlaka gezmenizi öneririm. Giriş 4 euro, içeride flaşlı fotoğraf çekmek yasak, çektiğiniz anda görevliler başınızda toplanıveriyor. Fakat çok güzel bir katedral. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Yerlerden tavanlara, her duvar detaylara varasıya sanatla işlenmiş. Her detay düşünülmüş. El yazmaları, tablolar, vitraylar, duvar işlemeleri, duvar resimleri, heykeller, daha neler neler. Bu katedral de İtalyan sanatçı Bernini nin çok sayıda eseri var.
Daha sonra Dünyanın ilk bankası olan Banca Monte dei Paschi di Siena, 1472 yılından kalma bir yapı. En önemli özelliği ise fotoğrafı ekledim ama çok net gözükmüyor olabilir, bu bankanın bütün müdürlerinin kafaları küçük heykeller şeklinde bankanın dış duvarına, çatı kısmının hemen altına yerleştirilmiş.
Dar sokaklardan ilerlediğinizde karşınıza koca bir meydan çıkacak burası Piazza Del Campo, dünyaca ünlü Palio adı verilen at yarışlarının başladığı meydan, etrafında çok sayıda restoran ve cafe mevcut, buradaki atmosfer çok hoş. Zaten herkes meydana toplanmış vaziyette, çoğu kişide yerlere oturarak dinleniyor.

Yemek, bu konuda önerim burada pek bir şey yememeniz. Çünkü hem pahalı hem de kalabalık yüzünden yemeğin gelmesi çok fazla zamanınızı alabilir ki burada vakit çok değerli. Bu zamanı gezip görmeye ayırın derim. Yemek konusunu da butik pizzacılardan alacağınız dilim pizzalarla çözebilirsiniz.


San Gimignano, eğer Siena ya kadar gitmişseniz mutlaka oradan San Gimignano ya da geçmenizi ve bu güzel kasabayı gezmenizi öneririm. Buraya gitmek için Siena daki tarihi bölgeden yukarı istikamette yürüdüğünüzde otobüs duraklarının olduğu bir meydan göreceksiniz. Buradan San Gimignano ya otobüsler kalkıyor. Biletinizi daha önceden alın. Çünkü burada otobüsten bilet alamıyorsunuz. Aslında yakın bir mesafe de ama yollar dar ve virajlı o nedenle San gimignano ya 1 saati alıyor. Burası surların içinde kalan. Dev kuleleriyle ortaçağın gökdelenlerine sahip, son derece tarihi, huzurlu ve doğası mükemmel bir yer. Şehir surların içinde, tarihte de bu özelliğinden dolayı kuşatılamamış, korunabilmiş bir yer. Her yapı 14. yy dan kalma. Giderken yol boyunca da şehirden şöyle bir etrafa baktığınızda da muhteşem bir manzara sizi bekliyor olacak. Tablo gibi, Toscana bölgesinde yer alan San Gimignano, şarap üretiminin de en yoğun olarak yapıldığı yerlerden biri. Ayrıca burada uzun süre kalacak olan turistler için bağdan üzüm toplamaya ve yapımına kadar kursları veriliyormuş. Burada Dünyanın en iyi dondurmacısından dondurma yemenizi öneriyorum. Ayrıca hediyelik eşya dükkanları da uygun fiyatlı. Buradan bütün hediyeliklerinizi alabilirsiniz. Acı biberli, limonlu, baharatlı zeytinyağları, balsamic sirke, ev yapımı makarnalar, şaraplar, lemonellolar, peynirler burada hediyelik olarak satılıyor.

Bugünlük vereceğim bilgiler bu kadar. Eğer İtalya da bu yerlere gitmeyi düşünen ve daha fazla bilgiye ihtiyacı olan arkadaşlar olursa yorum kısmına veya sayfada en altta bulunan mail adresime sorularını yazıp göndermeleri yeterli olacaktır. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın...


14 Haziran 2013 Cuma

Lisa Ekdahl - One Life

Merhaba Arkadaşlar, gezi yazılarıma güzel bir müzikle ara vermek istedim. Lisa Ekdahl, çoğu şarkısını beğendiğim, yumuşacık ve huzur veren bir ses. Özellikle bu şarkısını sizlerinde benim gibi seveceğinizi umarak paylaşmak istedim. Lisa Ekdahl İsveçli bir şarkıcı ve aynı zamanda söz yazarı, 1971 doğumlu, çoğu şarkısını anlayamadan dinlemek zorunda kalabilirsiniz çünkü çoğu albümü İsveçce. Kendisi ilk albümünü 1994 senesinde çıkarmıştır. Özellikle vem vet şarkısı muhteşemdir. Ama onun gibi muhteşem çok sayıda şarkıya sahiptir. Onlardan birisi de One Life bana göre. Vem vet i de en kısa zamanda sizlerle paylaşmak isterim. Ayrıca bu şarkıcıyı çok güzel bulduğumu da belirtmek isterim. Herkese keyifli seyir ve dinlemeler dilerim. Sevgilerimle...

13 Haziran 2013 Perşembe

Pisa ve Lucca


Pisa, Floransa'da ulaşım banliyo treniyle sağlanıyor. Gerek Montecatini den gerekse Pisa ve Siena'ya giderken hep banliyo trenini kullanıyoruz. Bunun için istasyonlardaki makinelerden hızlı bilet alıyorsunuz. Gideceğiniz mesafeye göre ücret de değişiyor. Daha sonra trenlerin geleceği kısma geçtiğinizde duvarlara monte edilmiş, yeşil renkteki ufak makinalara bu biletleri işletiyorsunuz. Yoksa trene binişte herhangi bir kontrol yok ama tren içinde yolda giderken bir de bakıyorsunuz görevli gelmiş kontrol yapıyor. Makinaya okutulmamış biletlerin de cezası duyduğumuz kadarıyla çok yüksekmiş. Pisa'ya geçmek için, yine bu trene biniyoruz.Yaklaşık 100 km yaklaşık1,5 saati alıyor. Pisa'ya vardığınızda istasyon epeyce yukarda kalıyor. bunun için ana cadde boyunca aşağıya doğru epeyce yürümek gerekiyor ama isterseniz bu mesafeyi otobüslerle kısaltabilirsiniz. Biz hiç bilmediğimiz için sora sora, yürüyerek kuleye ulaştık. Aslında başta gitmeyi hiç düşünmediğim bir yer olmasına rağmen. Pisa kulesinin görüntüsü benim çok hoşuma gitti. Altındaki yeşil alan. Burada çekilen klişe fotolar. Turistlerin yoğun ilgisi. Bir bütün olarak o atmosferi sevdim.
Burada görülecek yerler,

Elbetteki Pisa Kulesi,
Miracolo Meydanı, 
Katedral, 
Vaftizhane

Alışveriş,
Buradaki hediyelik eşya satıcılarından hiç bir şey almamanızı öneririm çünkü aynı şeyleri Floransa dan çok daha uygun fiyata alabilirsiniz.

Lucca, Eğer Lucca yı görmek isterseniz, şirin bir yer. Surların içinde, temiz, sakin bir yer. Tatil bölgesi gibi. Pisa kulesinin olduğu alanın hemen yan tarafından Lucca'ya otobüsler gidiyor. Eğer Lucca' ya giderseniz size hemen tren istasyonundan çıktığınızda ilerde sağ tarafta göreceğiniz dondurmacıdan mutlaka dondurma alıp yemenizi öneririm. İtalya' da genel olarak dondurmalar şahane. Her gün bir kaç dondurma yiyin ama Lucca daki bu dondurmacının ki açık ara önde diyebilirim. İsmi Gelateria Veneta.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Floransa (Firenze)


Floransa'ya eğer turla gitmişseniz. Şehir içi konaklama olarak ayarlanan yerler genellikle Montecatini denilen Floransa'ya trenle yaklaşık 1-1,5 saat uzaklıkta olan spa ve şifalı sularıyla ünlenmiş olan bölgesindeki oteller olacaktır. Montecatini güzel bir kasaba, çok sayıda turist olan, huzurlu bir yer. Akşamları Floransa'dan otelinize döndüğünüzde çıkıp bir şeyler yiyebileceğiniz güzel restoranları da var.  Özellikle Cibus ismindeki restoranını risotto yemeniz için öneririm. Çok güzel deniz ürünleri ve lazanyası da var. Risottonuzu deniz ürünlü seçmenizi tavsiye ederim. Gezmek için, yürüyüş yapmak için keyifli bir yer. İtalya'nın diğer bölgelerine göre biraz da ekonomik olduğunu söyleyebilirim. Biz buradaki otelimizde 3 gün kaldık. İlk gün Floransa'yı, 2. gün Pisa ve Lucca'yı 3.gün ise  Siena ve San Gimignano'yu gezme fırsatımız oldu. Görmüş olduğunuz fotoğrafların ise tamamı Floransa şehir merkezinden, kendi çekmiş olduğum fotoğraflar.



Floransa, estetik, romantik ve güzel bir şehir. Ayrıca alışveriş için de çok uygun bir yer. Hatta turunuz boyunca alacağınız magnetleri, ufak tefek hediyeliklerin hepsini birden Floransa'nın içindeki her gün açık olan ve şehrin merkezinde bulunan,' görmemeniz mümkün değil' hem deri hem giysi hem de hediyeliklerin satıldığı pazar alanından alabilirsiniz. Ayrıca burada çok güzel deri mont, çanta ve ayakkabı satan dükkanlar da var. Eğer ihtiyacınız varsa veya yoksa ve yine de almak istiyorsanız Floransa bu açıdan en uygun yer özellikle bu pazar alanının kenarlarındaki dükkanlara bakmanızı öneririm. 

Floransa'nın içinde özellikle görülecek yerler, 


Floransa 'da çok sayıda görülecek yer ve heykel var. Ama özellikle belirtecek olursam
Signoria Meydanı, bu meydandaki heykeller çok güzel
Neptün Çeşmesi
Uffizi Galerisi (Sanat Galerisi)
Duomo Katedrali

Yemek yemek ya da bir şeyler içmek için,

Ara sokaklardan birindeki Dell'Agnolo ismindeki restoranı tercih edebilirsiniz. Ama burada özellikle menü olarak hizmet alırsanız çok daha ekonomik oluyor. Özellikle Et, patates ve domates soslu ekmeği çok güzel. Biz buraya rehberimizin tavsiyesiyle gittik. Memnun da kaldık. Ayrıca Chili ismindeki meydanın göbeğindeki cafe de tercih edilebilecek güzel yerlerden biri. Burasıda özellikle Cappucino içmek ve tiramisu yemek için uygun bir yer.


11 Haziran 2013 Salı

İtalya Tatili Dönüşü Yeniden Merhaba!

Herkese Merhabalar, 
bir süredir bloga yazı yazamadım. Sebebi ani bir kararla eşimle beraber İtalya turuna gitmemiz oldu. Bir İspanya bir İtalya derken kararsızlık yaşıyorduk ki İtalya turunun daha romantik oluşu ve tatil döneminin bizim evlilik yıl dönümümüze denk gelmesi sebebiyle şu an için İtalya turunun bize daha uygun olacağına karar verip İtalya yı tercih etmiş olduk. Fakat oradayken duyduğumuz ve Türkiye ye döndüğümüzde ancak durumun vahametini anlayabildiğimiz gezi parkı olayları bizi de fazlasıyla üzdü. Umuyorum ki bir gün hepimiz tepki göstermeden önce birbirimizi dinlemeyi ve konuşarak anlaşmayı başarabiliriz.
Buraya geleli daha 2 gün oldu ama hala yorgunluğumuzu atamadık. Bu nedenle yazmakta biraz geciktim ama İtalya'dayken hem gezip gördüğüm, sevdiğim yerleri, restoranları, alışveriş fırsatlarını hem de oradan aldığım ürünleri özellikle İtalya turuna gitmeyi düşünen arkadaşlarıma tavsiyelerimi şu sıralarda bloga sırasıyla yazmayı planlıyorum. İtalya turu oldukça yorucu bir program ve anlatılacak çok fazla şey var. Bu yüzden şehir şehir adım adım yazmayı planlıyorum. Umarım severek ve ilgiyle takip edersiniz. Herkese kucak dolusu sevgiler...