30 Temmuz 2013 Salı

L'Oréal Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ile Tanışın!


Geçtiğimiz hafta L'Oréal'in ''Üç Etkili'' Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ile tanıştım. Hassas ciltler için üretilen ve L'Oréal Paris tarafından ilk kez satışa sunulan ürün, cildin günlük temizliğini sağlamak, yüz, göz ve dudaktaki makyajı çıkarmak gibi işlevlere sahip. Formülü parfüm içermiyor, pamukla yüze ve boyna uygulanması tavsiye ediliyor. Cildi yumuşatma etkisinden dolayı hem sabah hem de akşam kullanılması söyleniyor. Ben kullanırken özellikle bir süre bastırdıktan sonra sildiğimde daha çok işe yaradığını gözlemledim. Ürünü, silinmesi en zor krem farlar ve rujlarla denedim. Temizlik düzeyini tatmin edici buldum. Kullanırken ovalama ve durulamaya gerek yok, temizlik şekli "mıknatıs etkisi" olarak tanımlanıyor. Cildi tahriş etmeden temizlenmesi amaçlanmış. Micellar water geleneğinin bu ürünle beraber artık sadece eczanelerde değil; market ve parfümerilerde de oldukça uygun bir fiyata satılıyor olması ürünün bir diğer artısı.

Ürünü denemek için pembe ruj ve mor krem far kullandım. Özellikle bu farları çıkarmak normalde pek kolay değildir.

Ürünü pamuk yardımıyla denedim. Hafifçe bastırıp öyle sildim, birkaç kez üst üste sildikten sonra makyajım temizlendi.

Makyajım temizlendikten sonra.

Bu içerik www.modagrafya.com tarafından hazırlanmıştır.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Yüz İçin Güneş Koruyucu - Bioderma spf 60+

Merhaba arkadaşlar, yaz tatillerinin vazgeçilmez bakım ürünü şüphesiz ki güneş koruyucuları, özellikle de yüz korumasına ayrı bir önem vermek gerekiyor. Cilt lekelerinden, erken yaşlanmaya, çillere ve kalıcı izlere sebep olabilen güneş ışınlarından korunmak için benim bir önerim olacak. Bu yaz düzenli olarak kullandığım ve çok beğendiğim bu ürün bioderma'nın, sprey şeklinde olduğu için uygulaması kolay. oldukça akışkan kıvamlı 100 ml. bir yaz tatili boyunca size ve ailenize yeter ki ben tatil dışında da özellikle güneşli havalarda bu ürünü kullanmaya devam ediyorum. Cildimde siyah nokta ya da sivilce türü bir soruna neden olmadı. Koruması spf 60+ yani tam bir koruma sağlıyor. Cilde emilimi güzel yüzümü fazla yağlandırmadı. Çok memnun kalarak kullandığım bu ürünü sizlere de tavsiye ediyorum. Sevgiyle kalın...

29 Temmuz 2013 Pazartesi

BeeBeauty - Body Care - Body Lotion - Vanilla&Cheesecake

Merhaba arkadaşlar, tatili önce İtalya da 9 gün daha sonra da Datça da 9 günle tamamladım. Deniz tatili olmadan dinlendiğimi anlayamıyorum bir türlü. İtalya gezisi zaten yorucu olduğu için döndüğümde yorgun hissediyordum. Neyse ki Datça da dinlenebildim. Havasıyla, deniziyle ve tatil anlayışıyla bana çok uygun bir yerdi. Güzelce dinlendim, denizin ve güneşin tadını çıkarıp bu arada da bronzlaştım. Datça'yı tatil için herkese öneriyorum. Gelelim kozmetik deneyimine. Bronzlaşan cilt ister istemez kuruyor ve her zamankinden daha çok bakıma ihtiyaç duyuyor. Kış aylarında kullandığım ağır kıvamlı kremleri bir kenara bırakıp daha sık uygulamak üzere vücut losyonlarına geçiş yapıyorum. hem daha hafif yapılı oluyor hem de vücudun ihtiyaç duyduğu nemi anında kazandırıyor. Hele de kokusu bu losyonun ki gibi güzelse. Gratis ten yaz öncesinde aldığım Bee Beauty vücut losyonumu bu aralar elimden düşürmüyorum. Özellikle her gün duş sonrasında kullanmak için ideal. Yapısı çok hafif ve güzel. Kokusu da öyle. Özellikle pompalı şişede oluşu da çok önemli bir artı çünkü uygulama kolaylığı sağlıyor. Kokusu vanilla&Cheesecake iştah kabartan ve şımartan harika bir koku hem de kalıcı, öyle hemencecik uçmuyor. Ciltte anında emiliyor, öyle yapış yapış bir his bırakmıyor. Cildi anında ipek gibi yapıyor. 250 ml. İçeriğinde vanilya ve avokado yağı var. Bunlar hücre dokularının ve cildin yenilenmesine yardımcı oluyor ve cildi yağlandırmadan nemlendiriyor.Kullandığım ve çok beğendiğim bu vücut losyonunu hepinize tavsiye ederim. Sevgilerle...

16 Temmuz 2013 Salı

Kristin Hannah - Sevgi Uğruna Yaptıklarımız

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere son okuduğum kitap olan Kristin Hannah ın Sevgi uğruna yaptıklarımız isimli kitabını tanıtmak istiyorum. Bir aile romanı diyebilirim ilk okuduğum kış bahçesinde de aynı şey vardı demek ki Kristin Hannah ın tarzı bu şekilde. Dili güzel, akıcı, konusu fena değil. Bebek sahibi olmayı çok istemiş ama olamamış bir genç kadın ve bir anne ve aile özlemi çeken bir genç kızın karşılaşması, onların duyguları ve gelişimleri üzerine ilerleyen bir kitap olmuş. Ailenin önemine vurgu yapan, kişisel gelişim açısından da önemli bulduğum bir kitap oldu. Toplamda 462 sayfa. Kış bahçesinden daha hızlı ilerliyor. Daha çabuk konuya giriyor. ve hızlı bitiyor. Bir kaç günde bitiyor. Harika diyemem ama vakit geçirmelik, duygusal, yormayan bir tatil kitabı olabilir ya da yolculuk kitabı.  Çok ilginç bir konusu yok. İnsanı şaşırtan ya da sarsan bir şeyler yok ya da çok çok öğretici bir şey yok ama keyifli. Büyük beklentilere cevap veremeyebilir. Arka kapak yazısı ise şu şekilde,

Sevgi Uğruna Yaptıklarımız 

Aynı şeyin özlemini çeken iki kadın... 
Ailenin Ne Anlama Geldiğini Öğrenecekleri Duygusal Ve Dokunaklı Bir Yolculuk...

Yıllar süren uğraşına rağmen çocuk sahibi olamaması Angie Maloneu çok üzmüştür. Acı dolu bir boşanmanın ardından Pasifik Northwestteki kasabasına döner ve aile restoranının yönetimini devralır. Hayatın dalgalar gibi yükselip alçaldığı West Endde, problemli genç bir kadınla tanışıp arkadaşlık etmeye başlayan Angienin hayatı bütünüyle değişmeye başlar.

Angie, Lauren Ribidoyu işe alır çünkü on yedi yaşındaki bu kızda farklı bir şeyler bulur. Aralarında sıkı bir bağ oluşur ve annesi Laurenı terk ettiğinde Angie ona kalacak bir yer verir. Ama bu iyiliğin sonuçlarına göğüs gerecek güçte değildir henüz. Biri çocuk özlemi çeken, diğeriyse anne sevgisine hasret bu iki kadın kimsenin hayal edemeyeceği bir şekilde sınanacaktır.

"Harika... Çok dokunaklı... Karakterlerin sıcaklığı ve karmaşık kişilikleri derinlerde kalmış duyguları ortaya çıkarıyor."
RT Book Reviews

"Hannah, okuyucuyu karakterlerin hayatına sürükleyip onları kendi arkadaşlarıymış gibi hissettirirken ailedeki acıları ve sevinçleri ele alarak neden kadın edebiyatının yıldızı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor."
Booklist

"Hannah başkahramanlarının ruh halini derinlemesine yansıtıp hislerindeki ufak farklılıkları betimlemekte çok başarılı."
The Washington Post Book World

"Yürek burkucu... Hem acı hem tatlı."
Publishers Weekly

Evet eğlenceli değil duygusal ama dili ağır olmadığı için yazın dinlenmek kafa dağıtmak için tavsiye ediyorum. Sevgilerle...

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Hani Facebook'ta iş yoktu?

Yenibiris.com’un yeni uygulamasını duydunuz mu? Facebook profiliniz üzerinden bir tıkla bağlanacağınız insankaynaklari.com, profesyonel iş ağı oluşturarak size en uygun işi, en kısa sürede sunmakla görevli!

Facebook, sizin de dahil olduğunuz, 32 milyon kişinin üye olduğu geniş bir sosyal ağ! Bu sosyal ağda arkadaşlarınız, arkadaş olmak istedikleriniz, çalışmak için hayalini kurduğunuz şirketler de var! Peki çalışmak istediğiniz şirketlere tek tıkla ulaşmak istemez misiniz?

Biliyorsunuz iş bulmak isteyenler için en önemlisi, çalışmak istedikleri şirketlerdeki kişilerle nasıl bağlantı kuracaklarıdır… İnsankaynaklari.com sayesinde Facebook profilinizden istediğiniz bilgilerle oluşturduğunuz profilinizle çalışmak istediğiniz şirketlere “şimdi başvur”u tıklayarak iş başvurusu yapabilirsiniz. Diyelim ki çalışmak istediğiniz şirkette bir arkadaşınız çalışıyor. Onun aracılığıyla ulaşmak istediğiniz kişiye “Tanıştırılma talebi” yollayabilir, birinci ve ikinci dereceden bağlantınızın yardımıyla işi siz alabilirsiniz! Bağlantılarınızdan referans ve rozet talep ederek profilinizi sahip olduğunuz özelliklerle donatabilirsiniz. Tamamen ücretsiz bir uygulama olan insankaynaklari.com hem işveren hem de iş arayanlar için yepyeni fırsatlar sunuyor! Siz de insankaynaklari.com’a gelin, size en uygun işi kolaylıkla bulun. İnsankaynaklari.com ile iş bulmak artık daha kolay!

www.insankaynaklari.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Temmuz 2013 Pazar

Sivas Divriği Ulu Cami ve Turan Melek Darüşşifası




Merhaba arkadaşlar kısa bir süre önce eşimle birlikte Sivas'a iş için gittiğimizde Divriği de bulunan ve ülkemiz için önemli kültürel miraslardan birisi olan Ulu Cami ve Turan Melek Darüşşifasını görmek için, Sivas'dan 3-3.5 saatlik bir yolculukla Divriği ye gittik. UNESCO tarafından 1985 yılında Türkiye de bulunan ve dünya mirasları listesine kabul edilen ilk mimari yapı olan ulu cami ve şifahanesi 1228 yılında Mengücekli Ahmed Şah ve eşi Turan Melek tarafından, Muğis Oğlu Ahlatlı Hürrem Şah isimli bir mimara yaptırılmıştır. Rehberimizin anlattığına göre bu mimarlık harikası olan yapının mimarının bilinen ikinci bir eseri daha yokmuş. Yapının her yeri desen ve görünüş anlamında bir güzellikle beraber kültür açısından da önemli mesajlar içeren detaylarla donatılmış. O yıllarda yerden ısıtmadan faydalanılarak şifahaneden gelen sıcak su caminin alt kısmında dolaştırılarak ısınma sağlanmış.Bu nedenle mühendislik
açısından da önemli unsurlara sahip güneşin durumuna göre cami kapılarında namaz kılan erkek ve kadın gölgeleri oluşması da başka bir ilginç detay. Burada her taşın düşünülerek işlendiğini söylemek yerinde olur. Cami kapıları muazzam derecede güzel ve her desenin ayrı bir anlamı olmakla beraber hiç birisinin birbirini tekrar etmemesi de ayrı bir özellik katmış. Şifahane kapısıyla beraber toplam 4 kapısı olan bu yapıda belki de en çok benim ilgimi çeken şey kapıları oldu. Son derecede görkemli ve birbirinden farklı bu kapılar gotik, barok ve selçuklu desenlerinden oluşuyor. Detayda asimetrik, ama bütününe baktığımızda simetrik olan desenlerin de kendi içinde bir sebebi var. Bunları rehber ayrıntısıyla anlatıyor ama ben tamamını yazamam çünkü çok fazla bilgi var. Genel hatlarıyla türk-islam tarihi açısından çok önemli bir eser olduğunu söylemeliyim özellikle de cami kısmı çok daha detaylı incelenmeli . Özellikle sanat tarihçilerinin ve mimarların mutlaka görmesi gerektiğini düşündüğüm bu yapıyı, yolunuz Sivas ve yakınlarına düşerse veya yurt içinde bir kültür gezisi yapmak isterseniz mutlaka gidip görmenizi ve bir rehberden dinlemenizi öneririm. Ülkemizin görülecek daha nice güzel yerleri ve eserlerini görebilmek dileğiyle sevgiyle kalın...

12 Temmuz 2013 Cuma

Pastel Oje - 77 Numara



Merhaba arkadaşlar, yaz gelince tırnaklarımızı daha canlı ve neşeli renkler süslüyor. Canlı renklerdeki kıyafetlerimizi bu tür renklerle tamamlamak çok daha güzel oluyor. Kış aylarında kırmızı, bordo,siyah ve kemik rengini tercih ederken yaz ayları gelince de yeşiller, maviler, sarılar, pembeler, neon renklerle tırnaklarımı süslüyorum. Bunlardan birisi de pastelin 77 numaralı yeşil renk ojesi. Dokulu ojelere bir türlü alışamayan ben her zaman pürüzsüz, düz ve parlak duruşu tercih ediyorum. Bu rengi özellikle beyaz renkteki giysilerimle tamamlamayı seviyorum ama bunun yanında çiçekli, ve karışık renkli giysilerle de çok iyi uyum gösteriyor. Asla çiğ bir renk değil. Ben her oje gibi bunda da 2 kat uygulamayı tercih ettim. Bu sayede rengini daha iyi veriyor.Üzerine de kalyon oje koruyucu cila geçtim. Böylece hem parlaklığını korumuş oluyorum hem de bir kaç gün idare edebiliyor. Severek kullandığım bu rengi sizlere de yaz ayları için tavsiye ediyorum. Güzel ve güzellikle kalın...

9 Temmuz 2013 Salı

Selah Sue - Raggamuffin ve Ain't no Sunshine

Merhaba arkadaşlar, yeni bir müzik yazısıyla karşınızdayım. Bildiğiniz gibi ana sayfamdan müziği eksik etmemeye özen gösteriyorum. Yazılarımı okurken dinleyebilirsiniz diye. Tabi beğeniyor musunuz, sizin zevkinize hitap ediyor mu onu bilemiyorum. Bu konuda yorumlarınızı bırakıp, müzik önerilerinde bulunmanızı çok isterim. Gelelim yeni müzik yazımıza bugün ki sanatçı Selah Sue, 1989 doğumlu ve Belçikalı, ilk albümünü 2011 yılında çıkardı. Çok genç olmasına rağmen güzel başarılar elde etmiş olan özellikle soul ve reggae tarzı müzik yapan aynı zamanda, şarkı sözü yazarı yetenekli bir şarkıcı. Hem reggamuffin i çok beğendiğim için ekledim hem de Selah Sue nin canlı performanslarını da çok beğendiğim için ve daha yumuşak bir şarkı olan Ain't no Sunshine şarkısıyla canlı performansını da çok beğendiğim için ekledim. Umarım siz de benim gibi zevkle dinlersiniz. Sevgilerimle...

IVR - Eau desalpes - Scented Body Mist Regenerating - Pear &White Flower

Merhaba arkadaşlar, şimdi sizlere tanıtacağım şey, fotoğraflarda gördüğünüz Gratislerde de görmeye alışkın olduğunuz vücut spreylerinden biri olan eaudesalpes, uzun ince bir şişede sunulan 75 ml olan, çok sayıda çeşidi olan, canlandırıcı armut ve beyaz çiçekler kokulu, mavi şişeli body mist. Gratis de gördüğüm body mistlerinin çoğunu seviyorum. Sanırım body mist olayını seviyorum. Body mistler genellikle yazın kullanmaktan hoşlandığım ürünler. Çünkü her zaman parfüm kullanamıyorum. Yazın bana parfüm kokuları çok hafif ve çiçeksi olmadıktan sonra ağır geliyor. Özellikle de banyodan sonra hem serinlemek hem de hafif tatlı bir kokuyu vücuduma hapsetmek amacıyla body mistleri tercih ediyorum. Bu ürünü yazın başında almıştım. Diğer kokuların arasından bu koku ilgimi çekti. Özellikle armut kokusu deyince ilginç bulduğumu söylemeliyim. Meyve kokusu aklınıza gelmesin. Çiçek kokusu ağırlıklı. İnsanın içini baymayan body mistlere göre de kalıcı bir kokuya sahip bir ürün. Gün içinde tazelenmek amacıyla da kullanılabilir. Fiyat olarak da uygun 10-15 TL civarında olduğunu hatırlıyorum. Belki indirimlerde daha da uygun bulunabilir. Şimdiden içinde çok az kaldı. Severek ve bıkmadan kullandığım bu body misti sizlere de öneriyorum. Sevgilerle...

Adore - Eyeart - Pure Yellow - Yeni Lenslerim



Merhaba arkadaşlar, bugün konumuz lens, gözlerim 2 numara miyop, miyop başlangıcından beri düzenli olarak gözlük ya da lens kullanmadım. Biraz kullanıp biraz sıkılıp bıraktım. Çoğu zaman uzağımı görmeden yaşıyorum desem yeridir. Bunun nedeni ise, gözlük kullanmayı bir türlü sevememem. Makyajımı ve gözlerimin güzelliğini kapatıyor ya da her kıyafete her ortama yakışmıyor düşüncesinden ziyade, burun kemiğimin düz oluşu gözlüğün sürekli aşağıya doğru kaymasına sebep oluyor ve sürekli olarak elimle gözüme itmek zorunda kalıyorum ama en kötüsü bu değil tabi, kirpiklerim çok uzun ve düzler. Gözlerim de biraz çıkık olduğu için hangi model gözlük olursa olsun kirpiklerim birer silecek misali gözlük camını bir aşağı bir yukarı zorluyor müthiş bir rahatsızlık vermekle birlikte gözlük camının da sürekli kirlenmesine sebep oluyor. Ve ben günde 2-3 defa gözlüğümü yıkamak zorunda kalıyorum. Çünkü gözlüğümü sürekli takmaktan kaçınsam da araba kullanırken mecbur kalıyorum. Yaz ayları geldiğindeyse durum daha da kötüleşiyor. Çünkü gözlerim güneşe karşı çok hassas, bahar alerjisi, konjonktivit yaz boyu çektiğim bir rahatsızlık. Neyse ki iyi güneş gözlükleri ve damlalarla durumun üstesinden gelmeye çalışıyorum. Güneş gözlüklerini kullanabilmek içinse lens arayışına giriyorum. Çünkü gözlerim hassas olduğu için her lensi rahat kullanamıyorum. Çok çabuk göz kuruluğu oluyor ve alerjiyi tetikliyor. Hele ki renkli lenslere hiç bir zaman yanaşabileceğimi sanmıyordum. Özellikle de bosh&Lomb, FreshLook gibi denemelerden sonra kolay olmadı. Kısa bir zaman önce şeffaf lens almak için gittiğim gözlükçüden, gözlükçünün tavsiyesiyle adore eyeart marka hem renkli hem de numaralı olan bu lensi aldım. Numarasını gözlükteki gibi 2 numara değil de 0.25 numara düşüğü olan -1.75 olacak şekilde aldım. Çünkü lenste her zaman gözlük numaranızdan 0.25 numara düşüğünü tercih etmelisiniz. Renk seçiminde her zaman doğala en yakına yönelirim. Bu yüzden sarı renkli olan pure yellow u istedim. Ela gözlerimi bir iki ton açar ve yeşile çalan doğal bir renk elde ederim dedim. Deneme imkanım olmadan aldım. Şunu söyleyebilirim ki çok rahat bir renkli lens. En azından benim şimdiye kadar kullandıklarımın içinde en rahatı. Ben her gün kullanmamaya ara sıra gözlerimi dinlendirmeye ihtiyaç duyuyorum ama benim kadar hassas gözleriniz yoksa çok rahat her gün istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Renk tonu çok güzel ve çok doğal. Yapay olmayan incelikte haresi var. Tahminim gibi ela gözde ve açık kahve gözlerde yeşil rengi pure yellowla elde edebilirsiniz. Fiyatı 100 TL gibi bir şey daha çok değil. Hatta ben yanlış hatırlamıyorsam peşin 70 TL  ye aldım. 3 aylık kullanım ömrü var. Ama 6 aya kadar kullanabilirsiniz dedi satan kişi. Çünkü kendisi de düzenli olarak bu markanın lenslerini kullanıyormuş ama ben 6 ay kullanmanın çok da sağlıklı olacağını düşünmüyorum. Kutusu, lens kabındaki görünüşü ve göze verdiği renk fotoğraflardaki gibi. Çok iyi bir fotoğraf olmadığını biliyorum ama ışığı karşıdan almasın ve renk en doğal haliyle çıksın diye uğraşırken çok sayıda fotoğraf çekip içlerinden ancak bunu seçebildim. Artık rahatlıkla güneş gözlüklerimi de takıyorum ama lens kullanmak her zaman ayrı bir özen istiyor. Her lens taktığım gün ne olur ne olmaz diye göz kuruluğuna karşı göz yaşı damlası kullanıyorum. Gözlerimi, kirpik diplerini dalinle yıkıyorum. Lens kabındaki solüsyonu her gün tazeleyip lenslerimi mutlaka yıkayıp beklemeye alıyorum. Şimdilik memnunum. Lens almayı düşünüyorsanız önerebileceğim bir marka ama lütfen lenslerinizi özenli kullanın temizliğine çok çok önem verin. Gözlerimiz de diğer tüm organlarımız gibi çok önemli ve sağlık şakaya gelmiyor. Ayrıca sağlıksız bir güzellikten de bahsedemeyiz. Bu yüzden kendinize çok iyi bakın, sizlere sağlıklı ve güzel günler diliyorum...



7 Temmuz 2013 Pazar

Madame Coco - Alışveriş Yazısı












Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere yeni bir alışverişimin detaylarından bahsetmek istiyorum. Kozmetiğe olan merakım kadar da ev ve dekorasyon ürünlerine ilgi duyuyorum. Bu nedenle zaman zaman ziyaret ettiğim gelen yeni ürünlere baktığım belli başlı mağazalar var. Bunlardan birisi de Madame Coco. Bazen indirim bekleyemeden aldığım bazense indirime sakladığım ürünler oluyor. Bu sefer ki tamamen indirimde beğendiğim ve aldığım ürünlerden oluşuyor. Bu nedenle hem çok ekonomik hem de çok keyifli bir alışveriş oldu.

İlk sırada bu güzel peçete halkaları var. Bir süredir peçete aksesuarlarına bakıyordum ama açıkçası içime sinen bir şeye denk gelemedim. Madame Coco da tesadüfen gördüğüm bu peçete halkalarına ise bayıldım. Tam anlamıyla benim tarzımı yansıtıyor. Hem sade hem şık hem de farklı. Özellikle sofra takımlarıyla olan uyumunu beğendim. Kırık beyaz tonlarda oluşu porselenlere uyumunu kolaylaştırdı. Eğer modern bir sofra takımı kullanmıyorsanız size de hitap edebilir. Ben klasik çizgilerden hoşlanıyorum. İngiliz porselenlerini beğeniyorum. Ya tamamen düz olacak, ya tek manzara ve ağırlıklı olarak mavi tonları ya da çiçekli incecik porselenlerden olacak. Dolayısı ile metalleri bu sofralara yakıştıramıyorum. Modernler de uymuyor. Bu halkalar tamamen el yapımı o yüzden hiç biri birbirinin aynısı değil. Bazılarında hatalar da var ama seçerek alabilirsiniz. Ben 8 adet aldım. Hepsinin içinden eleyerek tabi. Polyester bir malzemeden üretilmiş,kırılacak bir şey değil. Fiyatı indirimsiz 6.90 TL 


İkinci olarak fotoğraflarda gördüğünüz deniz salyangozuna benzer şekilli mumluk.Taş rengi ve malzemesi de sanıyorum taş. Ben bu mumluğu çok beğendim. özellikle banyomda kullanmayı düşünerek aldım. Ve şu anda da banyomu süslüyorlar. Fiyatı 9.90 TL

Üçüncü olan kilim, açık mavi tonlarında dokulu sade bir deseni var. Ben banyo, yatak odası ya da kiler gibi daha küçük alanlarda kullanmayı düşünerek aldım. Çok beğenerek aldım. Özellikle sadeliği çok içimi açtı. Fiyatı 79.90 TL

Sonuncusu ise havlular. Taş rengi el yüz havlularından iki adet aldım. Hem çok hafifler hem de şıklar. Bu püsküllü havlular son zamanlarda çok moda oldu. Ben de nerede görsem ilgimi çeken bu havlulardan aldım. Fiyatı 14.90

Bu fiyatlar ürünlerin indirimsiz fiyatları olmakla birlikte markayla yakından uzaktan bir ilgim yoktur. Burada yazdıklarım her üründe ve her yazımda olduğu gibi tamamen kendi tecrübelerim ve düşüncelerimdir. Yeni yazılarda görüşmek üzere sevgiyle kalın...