14 Ocak 2014 Salı

Hamilelikte ilk 3 Ay (1. Trimester) - Neler Yaptım, Neler Yaşadım?

Dünyanın en güzel haberini bu ilk 3 ay içerisinde aldık. İlk bir kaç gün tatlı bir heyecan,belki heyecandan uyuyamama gibi duruma alışma süreçlerini yaşadık, daha sonra belki ufak tefek sıkıntılar yaşadık, ama daha çok da mutluluklar vardı. Mesela bu güzel haberi sevdiklerimizle paylaşmak, şüphesiz ki çok güzeldi.Tarifsiz mutluluklar ve tatlı bir telaşeyle bu ilk 3 ayı geçirdik. 

Yeni yıla, yepyeni, sıcacık ümitlerle girdik. 2014 yılının bizim için kocaman, değeri hiç bir şeyle ölçülemez bir armağanı var.Bu yıl bizim yılımız olacak. Öncelikle, hamile olan herkese bebeğini sağlık ve mutlulukla kucağına almasını diliyorum. Bebeğinizin gelişimi açısından, hamileliği huzurlu ve mutlu geçirmenin, çok önemli olduğunu, ne kadar stresten uzak kalırsanız o kadar iyi olacağını mutlaka sizlere de söyleyenler olmuştur ama bir kez de ben hatırlatmak isterim. Çünkü psikoloji, bana göre her türlü bakımdan daha önemli. Kafamızın içi sağlıklı olursa, bedenimiz de dolayısı ile bebeğimiz de sağlıklı olur. Bu nedenle bakımımızı da önce içten yapmalıyız. Kendimizi dinlemeli, ruhumuzu dinlendirmeli ve manevi bakımı ihmal etmemeliyiz. 


Hamilelik bilindiği üzere toplam 40 haftadan oluşuyor. Yani 9 ay, bu dokuz aylık sürede 3 er aylık dönemler var. İlk 3 ay 1. Trimester, altıncı aya kadar ki ikinci 3 ay 2. Trimester ve doğuma kadar uzanan son 3 aylık süreye de 3. Trimester adını veriyoruz. Her trimester in gerek bebek gerek anne için kendi içerisinde özellikleri var. Biz bebeğimle ilk trimesteri sorunsuz bir şekilde tamamladık. İlk trimester, aslında pek çok açıdan çok önemli. Bebeğin anne karnına tutunmaya çalıştığı, annede bir takım sıkıntıların (mide bulantısı, kusma, kasık krampları, kalça kemiği ağrıları, yürüme bozuklukları, baş dönmesi, vb.) baş gösterdiği ki ben çok şükür pek fazla sıkıntı yaşamadım. Annenin hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan duruma alışmasını içeren bir süreçtir. Bebeğin gelişimi açısından da en önemli aylardır. İkili test bu süre içerisinde 11-14. haftalar arasında doktor önerisiyle yapılır. Daha sonra zamanı geldikçe 3 lü test, 4 lü test ve amniyosentez gibi testler vardır ama her doktor bunların hepsini önermeye biliyor. Çünkü hem test sonuçları hem de annenin tercihi de önemli. Ben şu ana kadar yalnızca ikili testi yaptırdım. Doktorumuzun önerisi ne olacak bilmiyorum fakat benim tercihim bundan sonraki tarama testlerini yaptırmamak. Çünkü kesin sonuç vermediği gibi, sonucunu beklemek benim gibi pimpirikli insanlar için stresli de olabiliyor. En güzeli iç ve dış bakımımızı yapıp, gönlümüzü ferah tutup, sabırla bebeğimizi sağlıklı bir şekilde kucağımıza alacağımız o güzel anı beklemek ve hamileliğimizin de tadını sonuna kadar çıkarmak. 

Gelelim bu ilk 3 ay içinde neler yaptım, neler yaşadım?

Bebek sahibi olmayı istediğim için son bir kaç aydır Folik Plus kullanıyordum. Kesinlikle düzenli kullanmadım. Kimi günler 1-2 adet, kimi günler hiç almadım, kimindeyse prospektüste önerildiği gibi 3 tane alıyordum. Fakat hamileliğimi öğrendikten sonra hemen düzenli olarak yutmaya başladım. Doktor ise günde iki tane almamın yeterli olacağını söyleyince günde 2 tane de sabitledim. Günlük su tüketimine her zamankinden daha çok özen gösterdim. Günde ortalama 2 litre su içtim. Aburcubur ve diğer zararlı bulduğum gıdaların tüketimini en aza indirdim. Meyve yemeye, sütümü içmeye özen gösterdim. Bir ara fazlaca kefir de tükettim ama daha sonra bununla ilgili herhangi güvenilir bir araştırma sonucuna ulaşamadığım için kefiri bıraktım.

Bu süreçte beni en çok yoran konu doktor seçimi oldu ki hala tam olarak karar verebilmiş değilim. Bir doktordan memnun olan kadar memnun olmayan, bir hastaneden memnun olan kadar memnun olmayan var. Gebelik boyunca, en önemli konu da zaten bu. Anladım ki doktorun iyiliği de hastanenin iyiliği de tamamen sizin beklentilerinizle ilgili. O kadar bunaldım ki karar vermek konusunda, bazen dedim ki keşke sağlık imkanlarının bu kadar çeşitli olduğu bir yerde değilde küçük bir şehirde yaşasaydım. Düşünün o kadar bunaldım yani. En sonunda evime en yakın olan hastaneye gitmeye karar verdim. Özel doktor konusunda ise 2 kişiden birinde karar kılacağım. Hangisi olacak, bunu zaman gösterecek. Zamanla netleşeceğimi düşünerek bu konuyu askıya aldım ve ancak bu şekilde rahatladım.

Vücut bakımında ise, kozmetik içerikli ürünlerin kullanımını şimdilik bıraktım. Daha temiz, içeriği doğal olan ürünlere yöneldim. İlk olarak beni en çok kaygılandıran durum, vücut çatlakları oldu. Bunu nasıl önleyebilirim bilmiyorum. Farklı farklı öneriler sunuyorlar. Doktorlar, eş,dost ve ürün kullanıcı yorumları, kadınların vücudu her zaman olduğu gibi firmalar için engin bir pazar durumunda ve seçenek bol. Hangisi gerçekten faydalı, bu genetik bir durum mu, önleme şansımız var mı? Net bilgiler yok. Benim görüştüğüm doktorlar genetik bir durum olduğunu ve önlenemeyeceğini, krem, jel gibi ürünlere boşuna para harcamamam gerektiğini söylediler. Yine de illa kullanacağım dersen, için böyle rahat edecekse şu tip ürünleri kullanabilirsin deyip bir kaç ürün ismi verdiler. Fakat ilk 3 ay için genellikle herhangi bir şey önerilmiyor. Kullanılacaksa 4. aydan itibaren kullanılmalı. Ama benim vücudumda ilk 3 ayda da kendini gösteren bazı değişimler olmasından dolayı ben bu 3 ayda vücudumu korumak için bitkisel bir çözüm bulmayı uygun gördüm. Bir aktardan, kantaron yağı, gliserin, buğday yağı (2 şişe), kakao yağı, susam yağı alarak bunların hepsini karıştırıp, fıs fıslı bir şişeye koydum. Genellikle banyodan hemen sonra ıslak vücuduma, özellikle de çatlama ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğüm bölgelere masaj yaparak uyguladım. Bazen de gerginlik hissettiğimde, cildimde kuruluk hissettiğimde hemen bu yağ karışımından kullandım. Zaten bu karışım en fazla 2 ay gidiyor. Bu da bebeğiniz olacağını öğrendiğiniz günden 3. ayın sonuna kadar sizi idare eder. Vücuduma olur olmaz öyle her kremi sürmek istemedim. Diğer bölgelere de gerektiğinde her zaman olduğu gibi bebe yağı kullandım. 

Saçlarımı boyamayı bıraktım. Bu sayede de artık rengini dahi unuttuğum orijinal saç rengime zorunlu olarak kavuşmuş olacağım. Bu zorunluluk iyiki var. Yoksa ben duramaz, dayanamaz mutlaka boyardım. Tırnaklarımı kısalttım ve oje sürmeyi de bıraktım. Tırnak dipleri kimyasalları en çok emen bölgelerden olduğu için oje de bana zararlı göründü. Özellikle temizleme kısmı. Aseton ya da oje çıkarıcılar hem tırnak diplerinden hem de soluma yoluyla vücuda gereksiz kimyasalların girmesine sebep olabilir diye düşündüm. Vücuduma deodorant sıkmayı da bıraktım. Doğal içerikli koltuk altı roll-on larla idare ediyorum. Parfümü cildimle temas etmeyecek şekilde , sadece elbiselerime sıkmaya özen gösteriyorum. Sanırım bir tek makyajdan vazgeçemedim :) işte o konuda sınır tanımıyorum. Makyaj bana kendimi iyi hissettiriyor. Vücudum değişiyor ve ben güzel hissetmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyorum. Bu nedenle makyajdan vazgeçmeyi de düşünmüyorum. Yalnızca makyaj malzemelerimi kaliteli ürünlerden seçmeye özen gösteriyorum. İçeriklerine mutlaka bakıyorum ve temizlemeyi de asla unutmuyorum. Bu süreçte kullandığım makyaj ve bakım ürünlerini de ayrı bir başlık altında toplayarak sizlere tanıtacağım. Umarım "Miniğim ve Ben" hamile olan, bebeği olan ya da bebek düşünen arkadaşlarım için faydalı bir yazı dizisi olur. Bu süreçte sizlerin de yorum ve önerilerinizi bekliyorum. Hepinize kocaman, kucak dolusu sevgiler...

2 yorum:

  1. Tebrik ederim umarım sağlıkla sıhhatle kucağına alırsın, çok güzel bir haber!

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkürler Denizcim, ben de çok mutluyum. Bu güzel duyguyu isteyen herkesin yaşamasını dilerim. Sevgilerimle. ..

    YanıtlaSil