19 Mart 2014 Çarşamba

L'Action Yüz için Tüy Azaltıcı Serum


Merhabalar! Bugün sizlere tanıtmak istediğim ürün Gratis Mağazalarında bulabileceğiniz L'Action ürünlerinden birisi olan Tüy azaltıcı serum ya da bir çeşit yağ. Bu ürünü alalı herhalde 6 ay olmuştur. Ürünü kendimde denedikten sonra anlatabileceğim için yazısı bu kadar zaman aldı. Fotoğraflar sizi yanıltmasın çünkü fotoğraflarını yeni aldığımda çekmiştim. Şu anda gördüğünüz şişenin yarısı bitmiş durumda. Ürün adından da anlaşıldığı üzere yüzümüzdeki istenmeyen tüyleri azaltmada bize yardımcı olmak için geliştirilmiş.Küçük bir şişesi var. İçerisinde 10 ml. kadar ürün var ve made in France. Kapağını çevirerek açıyoruz ve içinde bilyesi var. Bu tür bilyeli ürünleri uygulaması bana biraz zahmetli gelse de kaçarı yok alıp kullanıyorum. Bazen önce elimin üzerinde bilyeyi hareket ettirip daha sonra dudak üstüme uyguluyorum. Verdiği hafif serinlik hissinden memnunum fakat yağlı yapısından dolayı biraz parlama yapıyor ve hoş olmayan da bir kokusu var. Bu nedenle gün içinde eğer evdeysem, dışarı çıkmayacaksam ya da akşam yatmadan evvel uygulamayı tercih ediyorum. Bu ürünü çoğunlukla, yüzümüzdeki tüyleri aldığımızda, açılmış olan gözeneklerimize nüfuz etmesi için hemen kullanmamız gerekiyor. İşlemi istediğimiz sıklıkta tekrarlayabiliriz ancak özellikle tüylerden yeni kurtulduğumuz zamanları tercih edersek daha çok verim alabiliyoruz. Özellikle tüylerin geç çıkmasında etkili olduğunu söyleyebilirim. Tüylerin tamamen yok olmasını beklemek doğru olmaz. Tüylerin azalmasında yardımcı bir ürün olarak ya da epilasyon sürenizi uzatmak amacıyla kullanabilirsiniz. Benim beklentilerimi karşıladı. Tavsiye ederim. Herkese kucak dolusu sevgiler...

11 Mart 2014 Salı

Hamilelikte ikinci 3 Ay ( 2.Trimester) - Neler Yaptım, Neler Yaşadım?

Bloğumu istemeyerek de olsa ıssız bıraktığım bu zor günlerimde beni takip etmeye devam eden bütün izleyicilerime bu serin günlerde sıcacık bir Merhaba!!! her gün bir şeyler yapabilmek niyetiyle yataktan kalkıp, günün sonunda hiçbir şey  yapamamış olmanın verdiği ağırlık ve huzursuzlukla yeniden yatağa dönmek o kadar zor ki, enerjim çekilmiş, her şeye karşı son derece isteksizim tek yapabildiğim bebeğimin kıpırtılarını dinleyerek geçirdiğim hiç bir şey yapmadan sadece hayal kurarak boş boş oturmak. Bu hafta bebeğim 25. haftasını dolduruyor, yani ikinci trimesterda geride kalacak ve biz son aşamaya yani üçüncü trimestera doğru yol alacağız. Peki nedir bu ikinci 3 aylık süreç, hamile neler yaşar neler hisseder bu sürede ve neler yapar, daha doğrusu yapabilir? Kendi deneyimlerimden yola çıkarak kısa kısa sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Bu dönemin şüphesiz ki en önemli olayı, bebeğimin cinsiyetini öğrenmiş olmaktı. Ben 14. haftada öğrendim. Bizim bebeğimiz kendisini çabuk gösterdi ama zaten bu 3 aylık sürede eninde sonunda gösteriyor ufaklıklar kendilerini. Bizim bebeğimiz bir erkek. Bu dönemin en zorlayıcı uğraşılarından birisi bebeğime isim aramak oldu benim için. Kız çocukları için hem çok hem de çok güzel isimler var hatta kızımız olursa ismi neredeyse hazırdı bile ama erkek çocuk için tam anlamıyla içime sinen bir isim bulmakta epeyce zorlandım diyebilirim. Sonunda kararımızı verdik eğer son anda büyük bir değişiklik olmazsa ismi Çağan Efe bebeğimizin.  Bu dönemde yaşanan en güzel şeylerden birisi de bebeğinizin kıpırtılarını hissetmek, pıt pıt içinizde oynayan bir yaramaz. Bazen bir seğirme gibi, bazen düpedüz bir vuruş. Biz ilk seferini eşimin de hissedebileceğini düşünerek elini karnımın üzerine yerleştirdiğinde yaşadık. Pat diye vurdu hemen, babasına çak yaptığını düşünüyoruz :) ve bu vuruşlar ve kıpırtılar her geçen gün artarak devam ediyor. Bebeğimiz en son kontrolümüzde 650 gr dı. Ve şu 4 boyutlu ultrasonun harika birşey olduğunu söyleyebilirim. Bebeğimin yüzünü, ellerini, görmenin mutluluğu paha biçilemez. Hele bir de esnerken yakaladık ki, sanki esneyen başka bir canlı daha görmemiş gibi, (annelerimiz de yanımızdaydı) hepimiz ağzımız açık bir halde kalmış mutluluk saçıyorduk etrafımıza :) defalarca videosunu çevirip çevirip seyrettim. Her kontrole büyük bir özlem ve heyecan duyarak gidiyorum. Resmen aşık oldum... Eşim alınmasın ama bu aşk başka bir aşk, hiç bir şeye benzemeyen türden bir sevgi içimi doldurdu. 

Bebeğimizin cinsiyetini öğrendikten bir süre sonra kısa bir İstanbul seyahati yaptım.Kız kardeşimin yanına gittik. Orada uzun süredir bebeğime bir şeyler almamak konusundaki kararımı tamamen rafa kaldırarak. Hastane çıkış kıyafetleri de dahil olmak üzere beğendiğim çok sayıdaki giysiyi almış oldum. Çoğunu Trump, bir kısmını da Cevahir deki Debrahams dan aldım. Öylesine bir şey hiç almadım. Her aldığım çok beğenerek aldığım şeylerdi. Tabi aslında bunların hemen hepsini anneannemiz aldı. Aldığımız kıyafetleri bile tek tek sevip öperek aldık, hatta ayakkabıları biblo niyetine kullanıyoruz desem yalan olmaz. Ama beni en çok mutlu eden üniversitede uzun yıllar aynı evi paylaştığım, kardeşim Seda yla buluşmamızda, onun bebeğimize getirdiği o tatlı, şirin mi şirin nike spor ayakkabılardı. Oğlumun aile dışından birisinden aldığı ilk hediyesi de bu ayakkabılar oldu. Kendisi de çok tatlı bir kız çocuk annesi ve o da ikinci bebeğine (kızına) hamile, ve işin şaşırtıcı yanı doğumumuz aynı tarihlerde bekleniyor. Bu kadar olur dedirten bir hadise bizimkisi. Benden çok daha deneyimli olan Seda nın tavsiyeleri de bir o kadar faydalı oldu. Beni çok büyük ölçüde rahatlattı. Keşke hep yakınımda kalmış olsaydı.

Ankara ya döndüğümüz günün ertesindeyse Babymall un açılışı vardı ve bu açılışa özel indirimler olacaktı. Tabi ben bunu hiç kaçırır mıyım. Hemen bebek arabası, ana kucağı ne lazımsa sıkı bir çalışmaya giriştim. Uzun süren araştırmalarım sonunda neredeyse üzerine tez yazacak kıvama geldim diyebilirim. En sonunda alacağım ürünleri ve markaları belirleyerek cumartesi sabahı annem ve eşimle istanbul yolu üzerindeki Babymall e gittik ama bir kalabalık ki sormayın. Ne arabayı park edecek yer var, ne alış veriş arabası. Hepsi ayrı ayrı zor iş kısacası biz 3 kişi olduğumuz için eşim araba işleriyle uğraşırken biz annemle alış verişe başladık.  Bu ve bundan sonraki alışverişlerde neler aldım. Ürünleri seçerken nelere dikkat ettim bunlar çok uzun süreceği için burada anlatmıyorum onları da ayrıca yazabilirim dilerseniz.

Diş eti kanamalarım hızla devam ederken, doktorum yalnızca demir hapıyla devam etmemizi uygun gördü. İlk yazımda da söylediğim gibi 3 lü ve 4 lü testleri ben yaptırmadım. Detaylı ultrasona da zaten doktorum her gidişimde bakıyor. Onun dışında 1 hafta önce şeker yüklememiz yapıldı.Şimdilik her şey yolunda çok şükür. Bebeğimin sağlıkla doğacağı günü hem sevinç hem de bir miktar tedirginlikle bekliyorum.

Kısaca ruh halimi özetleyecek olursam, bu ikinci 3 ay yeni heyecanların olduğu, son derece hareketli geçen, aman bir telaşe ağırlaşmadan şunu da halledeyim, bunu da halledeyim. Aman ne çok şey varmış düşüneceğim diye hayıflandığım. Zaman elimden uçup gidiyormuş gibi hızla geçer giderken bebeğimin hızla büyümesi ve hiç bir şeye yetişemez haldeyken hiç bir şey yapacak dermanı kendimde bulamamak. Hem çok mutluyken hem de kaygıyı en üst noktalarımda hissetmek, son derece hassaslaştığım, göbeğimin hızla öne doğru büyüdüğü, ve çatlama korkusuyla elime yağlı kıvamda ne geçerse göbeğime dayamaya başladığım bir dönemdi. Bu dönemi şu anda bu yazıları da yazarken yaptığım gibi klasik sevdiğim müzikleri dinleyerek, kitap okuyarak, yazarak ve bebeğimle konuşarak, sık sık ılık duşla vücudumu da rahatlatarak geçirmeye çalıştım. Beni en çok üzen şey ise işlerime yeterince konsantre olamamak oldu. Bebek gelmeden yoluna sokayım dediğim işlerin hepsi yerinde pas tuttu. İçimden gelmediği için elimi bile süremeden baktım durdum. Belki son trimester da kendimde o gücü bulurum belki de kucağımda bebeğimle doktor olurum bilemiyorum. O zaman da şüphesiz ki cüppeyi giymeyi bebiş hakedecek demektir. Şimdi güzel müzikler eşliğinde günlük tüketmem gereken bir adet sodamı içerken size veda ediyorum. Dinlediğim müziğin videosunu ise yazının sonuna ekledim. Belki anne olacak diğer arkadaşlarımın da hoşuna gider. Sevgilerimle...